Soğuk bir kış sabahıydı. Yatağımdan yorgun gözlerle kalktım. İçimde tuhaf bir his vardı ama bunun ne olduğunu bilmiyordum. Aşağı indim. Kahvaltı sofram hazırdı, hemen yemeye başladım. O sırada annemin telefonundan bir mesaj geldi. Merak edip bakmaya karar verdim ve bir anda havalara uçtum; çünkü en sevdiğim animasyonun yeni bölümü gelmişti. Bu animasyon yabancı bir yapımdı ama izlerken Türkçe olduğunu fark ettim. Belki çevirisi yapılmıştır diye düşündüm, fakat animasyonun orijinali de Türkçeydi. Annem televizyonu açmıştı ve haberlerde şöyle diyordu: “Artık dünyada sadece Türkçe kullanılacak.”
Bütün aile bu habere çok şaşırmıştı. Ben ise artık en düşük not aldığım İngilizce dersinden kurtulduğumu düşündüm. Okula mutlu bir şekilde gidiyordum. Sınıfa girdiğimde herkes bu yeni olay hakkında konuşuyordu. Ders programında İngilizce derslerinin üstü çizilmişti. Artık hep mutlu olacağımı düşünüyordum. Ta ki bir hafta sonuna kadar…
BİR HAFTA SONRA
Artık her şey sıkıcı geliyordu. İzlediğim animasyonların yabancı versiyonlarını özlemiştim. Sanki her bir dil dünyaya renk veriyormuş gibi geliyordu. İngilizce derslerimde notlarım düşük olsa bile en azından çaba gösteriyordum. Artık dünya sanki tek renkli bir resme dönüşmüştü. Çok çaresizdim. Eski öğretmenimiz bize hep şunu söylerdi: “Çocuklar, eğer dünyada herkes aynı dili konuşsaydı, dünya tek renkli bir resme dönerdi.” Ben de bu söze katılıyorum. Sonuçta her dil dünyaya bir hazine bırakır.
