Ben duyguların renklerle göründüğü bir şehirde yaşıyorum. Bu şehirde herkesin hisleri etrafında ışık gibi parlıyor. Sabah uyandığımda pencereden içeri süzülen ışık, sokakları yumuşak bir mavi renge boyuyordu. Bu, şehirde herkesin yeni güne umutla başladığını gösterirdi. Annem mutfakta kahvaltı hazırlarken onun etrafında açık pembe bir renk vardı. Bu onun sevgi dolu olduğunu gösteriyordu.
Beyaz kedimi bile severken rengi göz alıcı bir pembeye dönüyordu. Asansöre binerken komşumuz ile karşılaştık. Kapıdan çıkıyordu. Günaydın dedikten sonra mavi rengi daha açık parlak oldu. Kendini çünkü daha iyi hissetmişti. Dışarı çıktığımda insanların duyguları adeta havada asılıydı. Yanımdan geçen insanların mutluluğu sarı bir ışık gibi etrafına yayılıyor, koşarak okula giden çocukların neşesi turuncu kıvılcımlar halinde sıçrıyordu. Okula giden yolda kalabalık arttıkça renkler de çoğaldı. Bir arkadaşımın rengi kırmızı ile kaplanmıştı; bu renk öfkeyi anlatıyordu. Öğretmenimiz onunla konuşunca rengi yavaş yavaş turuncuya döndü.
Okulun bahçesinde dolaşırken her yer rengarenkti sanki bir gökkuşağı üzerinde gezinmek gibiydi. Mutlu çocuklar sarı ve pembe parlıyordu. Heyecanlananlar mor oluyordu. Kardeşim bile mor görünüyordu. Öğretmenlerimizin etrafında açık mavi renk vardı. Akşamüstü güneş batarken gökyüzü pembe ve mor tonlarına büründü. İnsanların yorgunluğu gri renkteydi ama evlerine dönerken sevdiklerini düşünmeleriyle bu gri renkleri yavaş yavaş açılıyordu. Eve döndüğümde ailemin etrafı sarı ve pembe renklerle doluydu. Gece olduğunda şehir sakinleşti, renkler soldu ama kaybolmadı. Bu şehirde duygular gizlenemezdi; herkes kalbinin rengini taşırdı.
Yatağıma uzandığımda şehrin ışıkları yavaş yavaş sakin maviye döndü. Çünkü herkes dinlenmeye hazırlanıyordu. Bu şehirde kimse duygularını saklayamaz. Ama bu kötü bir şey değil. Çünkü herkes birbirini daha iyi anlar ve yardım eder. Renkli duygular şehrinde yaşamak bana kendimi güvende ve mutlu hissettiriyor.
