Yine sıradan bir gündü demek isterdim fakat işler artık öyle gözükmüyor. Gecenin birinde kalkar kalkmaz ağzımın çöl gibi kurumuş olduğunu fark ettim. Bu nedenle mutfağa doğru yürürken annemle karşılaştım fakat kendisini tamamen kırmızı gördüm. Anneme bunun ne anlama geldiğini sordum fakat annem sinirli bir şekilde “Neden hâlâ uyanıksın?” diye sordu. Hem benim soruma hem de açıklamama zaman kalmadan yatağına doğru gitti. Uykulu olduğum için çok da kafaya takmadım. O an sadece su içmeyi düşünüyordum. Yatağıma geri döndüm ve yattım.
Annemin beni sallayarak uyandırdığını gördüm. Ayrıca bu sefer rengi griydi. Kahvaltı sırasında anneme gece yaşanan olayı anlattım ve bunun bir hayal olduğunu söyledi ama ben vazgeçmemiştim. Okula vardığımda arkadaşlarımın kimi kırmızıyken kimi sarıydı. Bu renklerin aslında ne anlama geldiğini az da olsa anlamıştım. Örneğin kırmızı sinirli, sarı mutlu, yeşil tiksinti, gri kafası karışmış, mor korku ve mavi de üzüntüydü. Peki, bunları nasıl mı buldum? İnsanların duygularına bakarak ve hangi duygudaysalar o duyguyu abartılı şekilde göstermelerinden anladım. Benimse bir duygum yoktu ve bu da beni üzüyordu.
Eve doğru yürürken bir adamın kırmızı renkteyken çöpü tekmelediğini gördüm. O adamı izleyip her şeyin bir çözümü olduğunu düşündüm ve bir video yaptım. Bu videoyu tüm şehir izlediğinde herkesin artık normal bir şekilde görmesi beni gururlandırmıştı. Her kahramanın bir duyguya ihtiyacı yoktur.
