Ben her zaman yeni deneyimlere açık biriydim. Bu hayattan en büyük beklentim ise geriye dönüp baktığımda “keşke deneseydim” dediğim şeylerin olmamasıdır.
Bir yere gitmek istiyorsam o yere gitmek, yeni bir şey öğrenmek istiyorsam gerçekten o adımı atmak isterim. Çünkü yeni şeyler denemek sadece hayatımıza heyecan katmaz; aynı zamanda bizi geliştirir, düşünce yapımızı değiştirir ve dünyaya bakış açımızı genişletir. Burada yeni şeyler ile kastedilenin illa büyük ve köklü değişimler olması gerekmez. Yeni bir kitap okumak, daha önce dinlemediğimiz bir müzik türünü keşfetmek, farklı bir film izlemek ya da hiç denemediğimiz bir hobiye başlamak gibi küçük adımlar bile insanın düşünce dünyasında büyük etkiler yaratabilir.
Kendim yaptığım yeniliklere örnek olarak yeni diller öğrenmeyi ve film izlemeyi gösterebilirim. Dili, insanların ve toplumların aynası olarak görüyorum; yeni bir dilde öğrendiğim tek bir kelime bile bana milyonlarca insanla iletişim kurma fırsatı sunan küçük ama değerli bir kapı açıyor. Bunun yanında haftada en az bir film izlemeye çalışırım. Her film benim için yeni karakterlerle tanışmak, farklı hayatlara tanık olmak ve bazen kendi hayatımı yeniden sorgulamak anlamına gelir.
Yeni deneyimler sadece izlediklerimiz veya öğrendiklerimizle sınırlı değildir; günlük hayatımızda yaptığımız küçük değişiklikler de bizi geliştirir. Örneğin yeni insanlarla tanışmak, farklı bakış açıları dinlemek ya da daha önce hiç bulunmadığımız ortamlara girmek arada konfor alanından çıkıp rahatsız hissetmek. Bazen başta zor veya garip hissettirse bile her yeni deneyim bize kendimizi daha iyi tanıma fırsatı verir. Kısacası yeni şeyler denemek sadece bilgi birikimimizi artırmaz; aynı zamanda cesaretimizi, özgüvenimizi ve hayata karşı merakımızı da besler. Bu yüzden yeni deneyimleri bir riskten çok, kişisel gelişim yolculuğunun vazgeçilmez bir parçası olarak görüyorum.
