Kahraman Olduğum Gün

Kış gelmişti. Evimize yakın olan göletin üzeri buz tutmuştu. Ne zaman kış gelip gölet donar, biz de bunu fırsat bilip buzun üzerinde paten yapmaya giderdik. O gün dört arkadaş patenlerimizi alıp göle doğru yola çıktık.

Her zaman maceraperest olan, bir işe başlarken sonunu pek düşünmeyen ben, o gün nedense garip bir huzursuzluk hissediyordum. Göletin kıyısına geldiğimizde havanın soğuk olmasına rağmen güneşli olduğunu fark ettim. Kendimden beklenmeyecek bir sorumlulukla buzun kırılabileceği konusunda uyarıda bulundum. Beni korkak olmakla, eğlenceden anlamamakla ve daha birçok saçma sözle suçladılar. Ben ise aldığım karardan geri adım atmadım. Yaptıkları şeyin tehlikeli olduğunu söyledim ve eğlenceleri bitene kadar kenarda bekleyip onlara göz kulak olacağımı ifade ettim. Sonuçta kaymaya başladılar; gerçekten çok eğleniyorlardı. Ben ise içimde bir ürperti, garip bir endişe ve kaygıyla, arkadaşlarım adına büyük bir sorumluluk duygusu hissederek onları izliyordum. Birden buz çatırdamaya başladı. Arkadaşlarım tehlikenin farkına varıp kıyıya doğru hızla paten sürmeye başladılar. Ancak her şey o kadar ani gelişti ki buz kırıldı ve suya düştüler. Soğuk suda çırpınmaya başladılar. Hemen 112’yi arayarak acil yardım istedim. Merkeze yakın olduğumuz için beş dakika içinde itfaiye ve ambulans olay yerine ulaştı ve arkadaşlarımı kurtardı.

Eğer ben de onlarla birlikte kaymaya kalksaydım ve suya düşüp telefonum ıslansaydı, belki de yardım çağıramayacak ve hepimiz hayatımızı kaybedebilecektik. O gün, sorumluluk sahibi olmanın ve içimde hissettiğim endişe ile kaygının ne kadar önemli olduğunu anladım. Kendi yolumu bulma çabamda önemli bir adım attım ve kendimle gurur duydum.

(Visited 2 times, 1 visits today)