Bir gün Kerem Munson adında bir çocuk varmış. Kerem futbol oynamayı o kadar çok severmiş ki hayali, bir gün milli takımda kaptan olmak ve oynamakmış. Ancak arkadaşları onunla hep dalga geçermiş, çünkü o zamanlar çok iyi oynayamıyormuş.
Kerem’in babası Eddie Munson, ünlü bir futbolcuymuş. Bir gün Kerem ağlayarak eve gelmiş. Babası ona sormuş:
Babası: Ne oldu oğlum?
Kerem: Arkadaşlarım benim kötü futbol oynadığımı söylediler ve dışladılar.
Babasının aklına bir fikir gelmiş ve Kerem’i çalıştırmaya karar vermiş. Kerem bunu duyunca çok sevinmiş ve babasıyla birlikte düzenli olarak çalışmaya başlamış. Zamanla Kerem çok gelişmiş ve yeteneklerini artırmış.
Yıllar sonra milli takımın koçu Kerem’i keşfetmiş. Koç, onun yeteneklerini görünce hemen seçmiş. Kerem mutluluktan ağlamış ve her şeyini babasına borçlu olduğunu hissetmiş.
Maç günü gelmiş ve bu maç Dünya Kupası finaliymiş. Maç başlamış. Spiker heyecanla demiş:
Spiker: Ve maç başlıyor!
İlk dakikadan itibaren Kerem iki gol atmış. Maç boyunca toplam 15 gol atmış ve bu, bir dünya rekoru olmuş. Maçın sonunda Kerem içinden:
Kerem: “Bugün kendimle gurur duyuyorum!” demiş ve kupayı babasına hediye etmiş.
