Ara tatilin ilk günü, İtalya’ya gideceğimiz için çok heyecanlıydım. Heyecandan neredeyse hiç uyuyamamıştım. Havaalanına vardığımızda ise işler biraz tuhaflaştı. Bazı Çinli ve Japon yolcuların, tıpkı Türkler gibi Türkçe konuşabildiğini fark ettim. Belki uzun süre Türkiye’de yaşamış olabilirlerdi; bu yüzden pek önemsemedim.
Alman arkadaşımı aramak istedim. O da hiç Türkçe bilmiyordu ama onun da rahatça Türkçe konuşabildiğini görünce çok şaşırdım. Uçaklarda artık İngilizce anons yapılmıyor, herkes birbirini çok iyi anlayabiliyordu.
İtalya’ya vardığımızda bizi karşılamak için özel bir araba ve şoför çağırmıştık. Şoför, Türkçe olarak “Nerelisiniz?” diye sordu. Bu da bizi oldukça şaşırttı. Daha sonra rahatça konuşup anlaştık ve ona en ünlü pizzacıya gitmek istediğimizi söyledik. Bizi oraya götürdü ve pizzacı da Türkçe konuşuyordu. İşte o an bir terslik olduğunu fark ettik.
Merakımız artınca internette araştırma yaptım. Meğerse artık tüm dünya Türkçe konuşuyormuş! Bunun nedeni, bazı Türklerin yabancılarla anlaşmakta zorlanmasıymış. Bir Türk, bir gün herkese uyurken Türkçe konuşma iksiri vermiş. Ben de bunu fırsat bilip, tıpkı “kelime yağmuru” gibi bir panzehir hazırladım ve tüm dünyaya havai fişeklerle dağıttım. Tüm dünya haberlerimle ilgilendi. Artık tüm dünya tarafından tanınıyordum ve çok mutluydum.
Artık İtalya’nın keyfini de rahatça çıkarabiliyordum.
