Ben küçük bir şehirde büyüdüm ve her cumartesi sabah annemle birlikte pazara giderdik. O zamanlar çok anlamıyordum ama şimdi düşünüyorum da o pazarlar sadece alışveriş yeri değilmiş. Aslında bir toplumun kültürel hafızasını yansıtan çok önemli yerlermiş. İnsanlar orada sadece ürün almıyor, aynı zamanda birbirleriyle bağ kuruyor ve geçmişi yaşatıyor.
İlk olarak yerel ürünler bir bölgenin tarihini ve kimliğini anlatıyor. Mesela benim memleketimde çok özel bir peynir var. Bu peyniri sadece bizim oralarda yapıyorlar ve tarif dededen toruna geçiyor. Yani bu peynir sadece yemek değil aslında bir hikaye, bir miras. Aynı şey el sanatları için de geçerli. Kilim dokuyan teyzelerimiz var onların her deseninin bir anlamı var. Belki bir doğum hikayesi belki bir düğün anısı. Bu desenleri gören insanlar hemen o kilimin nereden geldiğini anlıyor. Bu çok güçlü bir bağ.
İkinci olarak pazarlar sosyal bir buluşma yeri işlevi görüyor. İnsanlar orada selamlaşıyor, hal hatır soruyor, dedikodu yapıyor, günlük hayatlarını paylaşıyor. Bu iletişim şekli nesilden nesile aktarılıyor. Benim annem hala pazarda tanıdığı herkesin ismini biliyor. Bu bağlar toplumu bir arada tutuyor. Ayrıca pazarda yemek tarifleri de paylaşılıyor. Bir teyze nasıl turşu kurulur anlatıyor, diğeri dinliyor ve not alıyor. Bu bilgi aktarımı çok değerli çünkü kitaplarda yazmıyor.
Üçüncü olarak yerel ürünler çevreye saygılı ve doğal. Uzak yerlerden gelmiyor, ambalaj kullanımı az. Bu da sürdürülebilir bir yaşam demek. Büyük şehirlerde yaşayan insanlar bunu unutuyor ama köylerde hala doğal tarım var. Kimyasal yok, her şey mevsiminde oluyor. Domates yazın, turp kışın. Bu doğal döngü çok sağlıklı.
Ama maalesef son yıllarda büyük marketler geldi ve her şey değişti. Artık gençler pazara gitmiyor, online alışveriş yapıyor. Bu çok üzücü çünkü bir kültür kayboluyor. Geçen hafta ben memleketime gittim ve pazara gittim. Satıcıların çoğu yaşlı insanlardı. Gençler yoktu, hepsi telefonlarına bakıyordu. Eğer bu böyle devam ederse 20 yıl sonra bu pazarlar kalmayacak. Kimse el sanatını öğrenmiyor çünkü para kazandırmıyor. Ama kültürel değeri çok büyük, bunu unutmamalıyız.
Bence devlet bu konuda daha fazla destek vermeli. Okullarda çocuklara el sanatları öğretilmeli. Gençler köylerine dönmeli ve bu geleneği yaşatmalı. Yoksa gelecek nesiller sadece market ürünleri görecek ve geçmişlerini bilemeyecekler.
Son da olarak yerel pazarlar ve yöresel ürünler bir toplumun kimliğidir ve hafızasıdır. Onları korumalıyız yoksa geçmişimizi tamamen unutmuş oluruz. Siz de bir yerel pazara gidin, biriyle sohbet edin. Anlattıkları şaşırtacak sizi. Belki siz de bir şeyler öğrenirsiniz. Ben her gittiğimde yeni bir şey öğreniyorum ve bu çok güzel bir duygu. Geçmişe geri dönmek gibi bir şey.
(Visited 3 times, 1 visits today)
