Merhaba. Bugün 17 Şubat Salı. Güne çok güzel uyandım. Birazdan kahvaltımı yapıp ödevimi bitireceğim ve bahçeye ineceğim. Arkadaşlarımla oyun oynayacağım. Bugün Hollandalı bir arkadaşın sitemize taşındığını öğrendim. Onunla tanışmak için sabırsızlanıyorum. Arkadaşımla birlikte aşağı inip yeni komşumuzla tanıştık. Adı Mary’miş. Benim gibi sarı saçlı ve bence çok tatlı. Onunla İngilizce konuşmayı planlıyordum. Yanına gidip “Merhaba nasılsın?” dedim. Hepimiz biraz heyecanlıydık ama o bana Türkçe cevap verdi.
Şaşırdım. Neler oluyordu? Mary’nin bir de Koreli arkadaşı vardı. Onunla da İngilizce konuşuruz diye düşünüyordum. Ona dönüp “Merhaba nasılsın?” dedim. O da Türkçe cevap verdi. Daha da şaşırdım. Gördüğüme göre herkes aynı dili konuşuyordu. Bu nasıl bir dünyaydı? Bir an panikledim. Arkadaşlarım da ben de ne olduğunu anlamadık.
Aslında onların ana dilinde konuşabilmek güzel olurdu. Yeni şeyler öğrenmek ve dilimizi geliştirmek için de anlamlı bir fırsat olurdu ama Türkçe konuşmaları iletişimi kolaylaştırıyordu. Yine de kafam karışmıştı. Onlar yabancıysa neden hepimiz aynı dili konuşuyorduk?
Tam bu sırada yeni arkadaşlarımız “İngilizce konuşabilir miyiz, biz Türkçeyi çok iyi bilmiyoruz.” dedi. Daha da şaşırdım. Az önce akıcı konuşan onlar değil miydi? Bu gerçekten tuhaftı. Acaba bu durum normal miydi yoksa değil miydi? Belki de önemli olan aynı dili konuşmak değil, anlaşabilmekti. Yine de düşünmeden edemiyorum. Herkes aynı dili konuşsaydı dünya daha mı kolay olurdu? Yoksa farklı diller dünyayı daha mı zengin yapar?
