Birleşmiş Diller

Hiç tüm insanlığın ortak tek bir dili kullanabileceğini hayal ettiniz mi? Bu, benim için sadece bir hayal olarak kalmadı. Her şey bir sabah telefonuma bir bildirim gelmesiyle başladı. Yarı uyanık bir şekilde telefonu açıp gelen bildirime baktım. Bildirimde “Ülkeler arası ilişkileri güçlendirmek ve kalıcı barışa adım atmak amacıyla Birleşik Devletler, tüm insanların tek bir dil altında toplama projesi olan UL’yi (United Languages) kurmuştur. Türkiye dahil 190 ülke bu projeye ortak olmuştur. Yeni dilin adı Homocaydı Latincede insan anlamına gelen Homo’dan geliyordu. Bundan dolayı tüm vatandaşların Homoca konuşabilmek için derhal en yakın mektebe gitmesi zorunludur.” yazıyordu. İlk olarak bunu büyük bir şaka sandım ancak televizyonu açıp haberlere bakınca ağzım açık kaldı. Her şey gerçekti ve dünya başka bir çağa giriyor gibiydi.

İlk günlerde, insanlar dile alışmaya çalıştılar. Yeni mektepler açıldı, hepsi de dolup taştı. Yeni dil Latin Alfabesi’ni kullanıyordu ve Avrupa dilleri karışımı bir dildi. Bazı insanlar kolaylıkla dili kavrarken bazıları ise zar zor birkaç kelime ezberleyebilmişti. Birkaç hafta böyle geçip gitti. İnsanlar gün geçtikçe dile daha da alışıyor ve bununla birlikte ticaret gibi ulusal etkileşim gerektiren işleri yapması kolaylaşıyordu. Turist sayısı dünya çapında fazlaca artmıştı. Ayrıca bu turistler artık gittiği ülkelerde dolardırılmaktan korkmuyor çünkü o yerin yerlileriyle çok bir farkları yoktu. Bunca gelişmeye rağmen, hala kendi dillerinde kalmaya ısrar eden bir kesim tabii ki de vardı. Bazı ülkeler de, Homocanın Latin alfabesinden oluşmasına ve yalnızca Avrupa dillerinin karışımı olmasına karşıydı. Ben de bu dili dünyanın farklı bölgelerindeki insanlara öğreten bir öğretmen olarak işim gereği farklı ülkere gittiğimden bu direnişe çokça tanıklık ettim. Özellikle Rusya’da. Birkaç yıl, gerçekten de kalıcı barış sağlanacak gibiydi. Ancak tarihte birçok kez olduğu gibi, insan yine açgözlülüğüne hakim olamadı. Rusya, Avrupa ülkelerinin dünyayı aslında kontrol etmek istediğini söyleyerek UL’den ayrıldığını açıkladı. UL Rusya’yı ikna etmeye çalışsa da Rusya ikna olmadı. Bu karar dünyada büyük bir kırılma yarattı. Bazı ülkeler Rusya’ya destek verirken bazıları UL’nin arkasında durdu. Bir süre herkes yeni bir küresel çatışmanın başlayacağından korktu. Fakat beklenen olmadı. Çünkü insanlar artık birbirini anlamanın değerini fark etmişti. Yıllarca Homoca öğrenmiş milyonlarca insan, siyasetçilerin aksine iletişimi koparmak istemedi.

UL zamanla zorunluluk kararını geri çekti ve projeyi gönüllülük esasına dayandırdı. Böylece Homoca bir baskı aracı olmaktan çıkıp bir köprüye dönüştü. Ülkeler kendi dillerini korurken ortak dili uluslararası iletişimde kullanmaya devam etti. Ben de bir öğretmen olarak şunu gördüm: İnsanlar ana dillerini bırakmak istemiyor, ama anlaşılmak istiyor.Sonunda dünya tek bir dil konuşmadı belki, ama tek bir dili anlayabilir hâle geldi. Ve gerçek barışın, herkesi aynı yapmakta değil farklılıklarla birlikte yaşayabilmekte olduğunu hepimiz öğrenmiş olduk.

(Visited 2 times, 1 visits today)