Yaşadığım şehirde her şey normal, aynı fakat diğer yerlerden farklı olan tek bir şey var o da, bu şehirde insanların duygularını görebiliyorsunuz. Insanlar hangi duygunun içindeyse o renk görünüyor, her duygunun bir rengi var. bu durum bazen güzel ama çoğu zaman da kötü oluyor çünkü duygularınızı gizleyemiyorsunuz ve duygularınızın apaçık ortada olması genellikle insanlarla iletişimi zayıflatıyor. Bu şehirde geçen bir günümü anlattığımda neyden bahsettiğimi daha iyi anlayacaksınız.
En sevdiğim şey, penceremden insanların renklerini izlemektir. Sabah kalkınca odamın beyaz perdelerini açıp sokakta dolaşan renklere bakarım. Genellikle komşularımın evi sarı renkli olur, bu huzurlu olduklarını gösterir. Sokak her zaman çok renklidir, herkes farklı duygular içindedir. Etrafta evcil hayvanlarını gezdiren insanlar olur, hepsi farklı renge bürünmüş şekildedir. Sokakta okula yürüyen bir çocuğun yeşil renkle dolaştığını gördüm, bugün onun için heyecanlı bir gündü demek ki. Yanında yaşlı bir adam vardı, elleri ağır poşetlerle dolu, bir yandan bastonunu tutmaya çalışıyordu. Yüzünde hüzünlü bir ifade vardı. Gri rengine bürünmüştü, bu yorgun olduğunu gösteriyordu. Bu şehirde kimsenin duygularını saklayamayışı zor bir durumdu, örneğin bir duruma sinirlendiğinizde sakin kalmaya çalışsanız da herkes sinirinizi görür, bir şeye üzüldüğünüzde de hemen anlaşılır. Kıskançlık, öfke,kaygı,stres gibi duyguları saklayamamak da insanlar arasındaki ilişkşiyi bozabilir.
Öğlen vakti, renkler daha karmaşıklaşır. Insanlara günün telaşı basmaya başlar. Yetişkinler yoğun günlük işleriyle sokakta koşuşuturup bir yerlere yetişmeye çalışır. Bu saatlerde sokağı genellikle gri, telaş anlamına gelen mor ve turuncu kaplar. Okul çıkışı sırtlarında ağır çantalarla eve giden öğrenciler, bazen yorgun düşmüş ve gri gözükürken bazen arkadaşlarıyla kahkahalarla ve sokağı canlı renklerle kaplayarak eve dönerler. Akşam vakti ise renkler yavaş yavaş sakinleşir. Insanların renkleri yumuşar. Etrafta eve gitmeye çalışan yorgun yetişkinler veya huzur bulmuş insanlar görürsünüz. Evden dışarı çıktığım zaman yine insanları gözlemlerim. Yağmur yağan ve gökyüzünün karanlık olduğu günlerde çocukları yağmurda renklerle eğlenip oyunlar oynarken, yetişkinlerin yüzünde kaygılı bir ifadeyle kapüşonlarını takmış bir şekilde yürüdüğünü görürüm. Ve sokak boşaldığında niye çocuklar rengarenk ve sürekli duygu değişimi yaşarken yetişkinlerin hep aynı soluk renklere büründüğünü düşünürüm.
Bu şehirde yaşamak kolay değildir. Çünkü burada sadece sözler değil, duygular da görünür. Ama belki de insanları birbirine gerçekten yaklaştıran şey budur: Her şeyin açık olması ve kimsenin kalbini saklayamaması.
