Bir sabah uyandığımda günlük rutinimi yaptım. Tuvalete gidip ellerimi ve yüzümü yıkadım, sonra kahvaltıya oturdum. Kahvaltıdan sonra televizyon izlemeye başladım. Karşıma bir anda bir haber çıktı. Babamın telefonu elinden düştü, ben de kumandayı elimden bıraktım.
Haberlerde çok korkutucu bir şey yazıyordu: Dünyada artık tek bir dil konuşuluyordu ve bu dil Türkçe idi. Evet, aynen böyle yazıyordu. Bu demek oluyordu ki bazı meslekler ortadan kalkacaktı; örneğin tercümanlık artık gereksiz hâle gelmişti. Ayrıca bildiğimiz bütün yabancı diller de unutulmuştu. Örneğin şu an Fransa’da yaşayan bir vatandaş, evinde yazan hiçbir yazıyı anlayamıyordu. İngiltere’de üretilen bir arabanın kullanım kılavuzunu da okuyamıyordu.
Görünüşe göre hayat zorlaşacaktı ama bunun bize zorlukları kadar güzellikleri de oldu. Mesela üniversite yıllarımda Amerika’ya gittim. Orada artık İngilizce konuşmama gerek yoktu; zaten konuşamazdım, çünkü o dil artık yoktu. Ticaret çok daha kolay hâle gelmişti.
Yıllar geçtikçe ülkeler vize ve pasaport uygulamasını kaldırdı; artık herkes aynı soydan sayılıyordu. Bundan sonra dünyada dil, din veya ırk ayrımı kalmamıştı. İnsanlar nüfus müdürlüklerine gidip isimlerini değiştirmeye başladılar. Ülkelerde artık neredeyse hiç yabancı tabela veya yazı kalmamıştı. Sadece ünlü markalar ve tablolar hâlâ oradaydı. Artık bütün insanlar Türk soyundan sayılıyordu.
