Çok heyecanlıydım. Sonunda uzun süredir beklediğim o an gelmişti. Uzun zamandır beklediğim voleybol maçım başlamıştı. Sahaya gittiğimizde tüm dikkatimle karşı takıma baktım; karşı takım ilimizin en güçlü takımıydı. Sanırım onları biraz kıskanmıştım ve kazanamayacağımızı düşündüm. Bunun üzerine büyük bir yanlış yapıp hileye başvurdum.
Takım arkadaşlarım beni uyarmasına rağmen onları umursamadım ve çok harika olduğunu düşündüğüm bir plan yaptım. Karşı takımın en iyi oyuncusunu sakatlamak için aklıma bir plan gelmişti. Onlar sahaya antrenman yapmaya gelmeden önce sahanın kapısına su döktüm. Aslında bu plan harika değildi ve çok çocukçaydı. O oyuncu gelirken tabii ki benim bu saçma planıma inanmadı ve yere döktüğüm suyu fark edip yanından geçti.
Başta zararsız gibi görünen bu olayı hakem fark etti. Yanına beni çağırdı ve bana bağırmaya başladı. Bana, bu saçma hareketlerim yüzünden takımımın diskalifiye olduğunu söyledi. Çok üzülmüştüm, bütün takımım benim yüzümden diskalifiye olmuştu ve herkes bana kızgındı. O an anladım ki bir insan adına onun haberi olmadan konuşmak ya da bir şey yapmak sandığımızdan çok daha ciddi sonuçlar doğurabilir.
