Bir sabah uyandığımda telefonuma gelen mesajları okurken garip bir şey fark ettim. Yurt dışındaki bir arkadaşım bana kendi ülkesinin diliyle yazmıştı ama ben her kelimeyi sanki ana dilimde yazılmış gibi anlıyordum. Televizyonu açtım. Farklı ülkelerden konuşan insanlar vardı ama hepsi bana aynı dili konuşuyormuş gibi geliyordu. Sosyal medyaya girdim. Herkes aynı dili kullanıyordu. O an dünyada büyük bir değişim olduğunu anladım.
Sokağa çıktım. Mahallemizde yaşayan yabancı bir komşu vardı. Daha önce onunla sadece selamlaşabiliyorduk. Bu kez durduk ve uzun uzun sohbet ettik. O da şaşkındı ama mutluydu. Marketin önünde turistler vardı. Normalde ellerindeki telefonla çeviri yapmaya çalışırlardı. Şimdi kasiyerle rahatça konuşuyorlardı. İnsanların yüzünde bir rahatlama vardı. Sanki aramızda bulunan ama sadece çok da farkına varmadığımız büyük bir engel ortadan kalkmıştı.
Günler geçtikçe değişimin etkileri daha da belirginleşti. Okulda öğretmenimiz artık farklı ülkelerdeki öğrencilerle ortak dersler yapabileceğimizi söyledi. İnternetten başka ülkelerdeki gençlerle konuşmak çok kolay oldu. Bilim insanlarının yaptığı açıklamalar herkes tarafından doğrudan anlaşılmaya başladı. Haberler tek bir dille yayıldığı için yanlış anlaşılmalar azaldı. Şirketler başka ülkelere daha rahat ürün satmaya başladı. Turistler kaybolmuyor, hastanelerde insanlar derdini açıkça anlatabiliyordu. Dünya sanki küçülmüş gibiydi.
Ama bir süre sonra bazı eksikler de hissettik. Dedem bana kendi çocukluğunda öğrendiği masalları kendi yöresine özgü bir dille, şiveyle anlatırdı. Şimdi o kelimeler kaybolmuş gibiydi. Şarkılar dilden kaynaklı var olan özgünlüklerini yitirmişti. Bazı yaşlı insanlar eski kelimeleri özlemle anıyordu. Televizyonda uzmanlar, kültürel çeşitliliği korumamız gerektiğini söylüyordu. Çünkü dil sadece konuşmak için değil, geçmişi taşımak için de vardı, sonuçta dil kültürün yaşaması için en önemli unsurdu.
Bir akşam balkonda oturup çayımı içerken dünyanın bu yeni halini düşündüm. Artık insanlar birbirini daha kolay anlıyor, daha hızlı iş birliği yapıyordu. Ama aynı zamanda her kültürün kendi rengini koruması gerektiğini fark ettim. Ortak bir dil bizi birbirimize yaklaştırmıştı. Yine de farklı hikayelerimizi ve geleneklerimizi yaşatmak bizim sorumluluğumuzdu.
O sabah başlayan değişim hayatı kolaylaştırdı. İnsanlar arasındaki mesafe azaldı. Dünya daha bağlantılı ve daha hızlı bir yer oldu. Fakat asıl önemli olanın herkes aynı dili konuşmanın yaralarından faydalansa bile farklı kültürlerin kaybolmasına, adeta ölmesine izin vermemekti.
AYNI DİL
(Visited 1 times, 1 visits today)
