Kendimle Duyduğum Gurur

  Ben bazı konularda kendime asla inanmazdım. Mesela yüksek not alacağıma asla inanmazdım fakat alırsam kendimle çok gurur duyardım. O gün son final maçındaydık ve hiç inanmamıştım, içimde bir huzursuzluk vardı ama kendime inanmayı seçtim.

  Maça çok iyi bir şekilde başlamıştık. Diğer takımlar da maçı izlemeye gelmişti çünkü finalde tüm takımlar birleşip finaldeki takımı izleyip tezahürat yapardı. Fark atıyorduk ama karşı takım farkı kapattı. Takımca birbirimizi destekliyorduk fakat ilk periyodun sonunda karşı takım son saniye üç sayılık bir atış yapıp öne geçti ve ilk periyodu kazandı.

  İkinci periyod başladı. Koç kötü bir beşle maçı başlattığı için karşı takım farkı açtı. Koç fark açılınca çıldırdı ve en iyi oyuncuları aynı anda oyuna soktu. Bu beşte ben de vardım. Farkı kapattık ama karşı takım çok sert oynuyordu. Maç kıran kıranaydı ve ikinci periyod berabere bitti.

  Üçüncü periyod da aynı şekilde ilerledi ve karşı takım bir sayı ile önde kapattı. Dördüncü periyot başladı; birimiz öne geçiyorduk, sonra karşı takım öne geçiyordu. Maç böyle sürerken son otuz saniye kalmıştı ve hiç kimse öne geçemiyordu. Son on beş saniye kala, karşı takımdan bir oyuncu maç bitmesine on iki saniye kala sayı atıp öne geçti. Skor 99–101 olmuştu. Bu maçı kazanmak istiyordum. Kimsenin umudu kalmamıştı, herkes bittiğini sanıyordu fakat gidip topu aldım. Son on saniye kalmıştı, herkes geri sayıyordu: on, dokuz, sekiz, yedi… ve son üç, iki, bir… Ben son bir üç sayılık atış yaptım ve maç bitmişti. Skorborddan “dııııt” sesi çaldı ama üç sayılık atışım girmişti ve tribünler yıkıldı.

  Herkes adımı söyleyerek tezahürat yapıyordu. Tribünler sahaya atladı ve beni havaya hoplattılar. Kendi içimden “Bugün kendimle gurur duyuyorum” dedim.

(Visited 1 times, 1 visits today)