DOĞANIN GİZLİ DİLİ

Bir sabah uyandığımı ve çok garip bir şey olduğunu fark ettiğimi hayal ediyorum. Evde her şey normal görünüyor ama sanki bir şey eksik gibi. Annem mutfakta bana bir şey söylüyor fakat ben hiçbir şey duyamıyorum. Dudakları hareket ediyor ama sesi yok. Televizyon açık olmasına rağmen hiçbir ses gelmiyor. O anda çok şaşırıyorum ve biraz da korkuyorum. Çünkü bir anda kimsenin sesini duyamadığımı anlıyorum.

Başta kulaklarımda bir sorun olduğunu düşünüyorum. “Belki birazdan düzelir.” diye bekliyorum. Fakat zaman geçiyor ve hiçbir şey değişmiyor. Babam konuşuyor, kardeşim gülüyor ama ben onların sesini duyamıyorum. Kendimi biraz yalnız ve üzgün hissediyorum. Çünkü insan sesleri hayatımızın çok önemli bir parçasıdır.

Bir süre sonra pencerenin önünde duran küçük bir kuş dikkatimi çekiyor. Kuş ötüyor ama bu kez ötüşü bana farklı geliyor. Sanki sadece bir ses değil de bir cümle gibi. Dikkatle dinlediğimde kuşun “Bugün hava çok güzel, yiyecek aramaya gidiyorum.” dediğini anlıyorum. O anda çok şaşırıyorum. Çünkü kuşun söylediklerini gerçekten anlayabiliyorum.

Biraz daha dikkatle dinliyorum. Kuş tekrar ötüyor ve bu kez “Dikkatli ol, aşağıda bir kedi var.” diyor. İşte o an fark ediyorum ki hayvanların konuşmalarını anlayabiliyorum. İnsanların sesini duyamıyorum ama hayvanların ne söylediğini anlayabiliyorum.

Merak ettiğim için dışarı çıkıyorum ve parka gidiyorum. Ağaçlarda birçok kuş var ve sürekli birbirleriyle konuşuyorlar. Bir kuş diğerine “Burada güzel meyveler var.” diyor. Başka bir kuş ise “Ben biraz önce su buldum.” diye cevap veriyor. O zaman kuşların aslında ne kadar çok iletişim kurduğunu fark ediyorum.

Parkta yürürken bir köpek görüyorum. Köpek bana bakıyor ve kuyruğunu sallıyor. Onun da ne söylediğini anlayabiliyorum. Köpek “Merhaba, benimle oynar mısın?” diyor. Bu beni çok mutlu ediyor. Onunla biraz oynuyorum ve köpek çok seviniyor. O anda yeni bir arkadaş edinmiş gibi hissediyorum.

Biraz ileride bir kedi görüyorum. Kedi duvarın üstünde oturuyor ve güneşte ısınıyor. Ona yaklaşınca kedi “Burası çok sıcak ve rahat.” diyor. Sonra mırlayarak “Ama biraz da acıktım.” diye ekliyor. Bunu anlayınca ona biraz yiyecek veriyorum. Kedi mutlu oluyor ve bana teşekkür eder gibi bakıyor.

Yerde yürüyen karıncalara da dikkatle bakıyorum. Onlar da kendi aralarında iletişim kuruyor. Bir karınca diğerlerine “Burada ekmek kırıntısı bulduk.” diye haber veriyor. Diğer karıncalar da hemen oraya doğru gidiyor. O anda doğanın aslında hiç sessiz olmadığını anlıyorum.

İnsanların sesini duyamamak bazen beni üzüyor. Çünkü ailemin sesini duymayı özlüyorum. Ancak hayvanları anlayabilmek de bana çok özel bir yetenek gibi geliyor. Çünkü onların ne hissettiğini ve ne istediğini anlayabiliyorum.

Bu deneyim bana önemli bir şey öğretiyor. Hayvanlar da bizim gibi canlıdır. Onlar da korkar, mutlu olur ve bazen yardıma ihtiyaç duyar. Eğer onları anlayabilirsek onlara daha iyi davranabiliriz.

O günden sonra doğaya daha dikkatli bakmaya başlıyorum. Kuşların seslerini dinliyorum, köpeklerin ne istediğini anlamaya çalışıyorum ve kedilere daha çok yardım ediyorum. Çünkü artık onların dilini anlayabiliyorum.

Sonunda şunu düşünüyorum: Eğer insanlar hayvanların dilini anlayabilseydi dünyamız belki de daha güzel bir yer olurdu. Çünkü o zaman doğaya daha çok değer verir ve hayvanlara daha iyi davranırdık.

(Visited 3 times, 1 visits today)