Hayvanlar Konuşabilseydi

DOĞANIN SESİ

Bir anda kimsenin sesini duyamaz oldum. Annem konuşuyor, arkadaşlarım gülüyor ama bana sadece sessizlik ulaşıyordu. İlk başta çok korktum. Dünya sanki bir anda kapılarını bana kapatmış gibiydi.

Bir gün bahçeye çıktım ve kedimizin miyavladığını duydum. Ama bu sıradan bir miyavlama değildi. “Açım.” dediğini açıkça anlıyordum. Şaşkınlıktan dona kaldım. Sonra ağaçtaki serçe konuştu. “Yağmur geliyor, yuva hazırlamalıyım.”

Fark ettim ki insanların sesini duyamıyor ama hayvanların dilini anlayabiliyordum. Zamanla bu yeni yeteneğime alıştım. Sokaktaki köpeklerin neden kavga ettiğini, kuşların neden telaşlandığını öğrendim. Hatta kaybolan bir kedinin ailesini bulmasına yardım ettim.

Artık sessizlik beni korkutmuyordu. Çünkü dünya hiç sessiz değildi. İnsanların duymadığı başka seslerle doluydu. Ve ben o gizli dünyanın hikâyelerini dinleyebiliyordum.

Bir gün ormanda yürürken yaşlı bir kaplumbağa bana seslendi. “Ormanın derininde yaralı bir geyik var, yardım edebilir misin?” Hemen onunla birlikte ilerledim. Kuşlar bize yolu gösterdi, sincaplar dallardan işaret verdi. Sonunda geyiği bulduk. Ayağı bir dala sıkışmıştı. Dikkatlice kaldırdım ve onu kurtardım. Geyik bana teşekkür eder gibi baktı. O an kalbimde garip bir sıcaklık hissettim.

İnsanların sesini duyamıyorum ama doğanın bana anlattığı çok şey vardı. Artık her gün bahçeye çıkıyor, hayvanların hikâyelerini dinliyordum. Kimi zaman bir kuşun korkusunu, kimi zaman bir köpeğin sevincini anlıyordum. O gün anladım ki bazen bir şey kaybettiğimizi sanırız ama aslında hayat bize bambaşka bir kapı açıyordur.

(Visited 1 times, 1 visits today)