Hayvan Dili

Uyandığımda kedimi yanımda gördüm. Gözlerimin içine bakıp, “Günaydın.” dedi.
Herhalde daha yeni uyandığım için hayal gördüğümü düşündüm. Şaka yapar gibi, “Sana da günaydın.” dedim.

Ama birkaç saniye sonra söylediğim şeyin farkına varınca donup kaldım. Kedimin söylediklerini gerçekten anlamış mıydım?

Hızlıca üstümü giyindim. Tam evden çıkacakken kedim yanıma gelip, “Çok acıktım, yemek kabımı doldurabilir misin?” dedi. Ben de tabii ki kabını doldurdum. Sonuçta o benim kedimdi.

Bunu yaptıktan sonra dışarı çıktım. Sokakta yürürken etrafımdaki hayvanların söylediklerini anlayabildiğimi fark ettim. Kuşlar, kediler, köpekler… Hepsi konuşuyordu ve ben hepsini duyabiliyordum. Ama insanların söylediklerini anlayamıyordum. Bir anda kimsenin sesini duyamaz olmuştum.

Sanki insanlar konuşmuyor gibiydi. Ama hayvanların söyledikleri çok netti.

“Ben şimdi hayatımı nasıl yaşayacağım?” diye düşündüm. Arkadaşlarımla, hatta ailemle bile konuşamayacaktım. Bu durumu onlara anlatmam da mümkün değildi.

Yanımdaki bir köpeğe baktım ve ona sordum:
“Beni anlayabiliyor musun?”

Köpek bana şaşkın bir şekilde baktı ve şöyle dedi:
“Evet, anlayabiliyorum. Ne zamandan beri insanlar bizim dilimizi konuşmaya başladı?”

Sorusu karşısında bir an ne diyeceğimi bilemedim. Ona cevap vermeden oradan uzaklaştım.

Tam umutsuzluğa kapılacakken aklıma bir fikir geldi: İşaret dili öğrenebilirdim. Hemen işaret dili öğrenmeye başladım. Daha sonra yakın olduğum insanlara da öğrettim.

Zamanla onlarla tekrar iletişim kurmayı başardım. Böylece hayatım yeniden normale dönmüştü.

Tabii hayvanları anlayabilmem dışında…

(Visited 1 times, 1 visits today)