Bir sabah uyandığımda dünyamın garip bir sessizliğe büründüğünü fark ettim. Annem mutfakta bana bir şeyler söylüyordu ama dudakları hareket ettiği hâlde hiçbir şey duyamıyordum. Televizyon açıktı, sokaktan arabalar geçiyordu, babam telefonda konuşuyordu; fakat sanki biri dünyanın ses düğmesini kapatmıştı.
Başta çok korktum ve ne olduğunu anlayamadım. İnsanların konuşmalarını duyamamak beni yalnız ve çaresiz hissettirdi. O gün biraz hava almak için bahçeye çıktım. Tam o sırada çitin üzerinde duran küçük bir serçe bana bakarak, “Neden bu kadar üzgünsün?” dedi. Şaşkınlıkla etrafa baktım çünkü sesi açıkça duymuştum. Ama konuşan bir insan değil, o küçük kuştu. O an fark ettim ki insanların sesini duyamıyordum ama hayvanların söylediklerini anlayabiliyordum. İlk başta bunun bir hayal olduğunu düşündüm. Fakat kısa süre sonra mahallemizdeki kedimiz Miskin yanıma gelip insanların bıraktığı yemeklerden, geceleri yaşadığı maceralardan ve diğer kedilerle olan tartışmalarından bahsetmeye başladı. Parktaki köpekler çocukların onları çok sevdiğini ama bazen onlardan korktuklarını anlattı. Kuşlar ise gökyüzünden gördükleri tarlaları, nehirleri ve insanların fark etmediği küçük güzellikleri tarif etti. Gün geçtikçe hayvanların dünyasının ne kadar zengin olduğunu anlamaya başladım. İnsanlar konuşurken çoğu zaman birbirlerini tam olarak dinlemiyordu, ama hayvanlar kısa ve içten cümlelerle duygularını açıkça söylüyordu.
Bir gün parkta yürürken ağaçtaki bir karga bana yerde yaralı bir yavru kuş olduğunu söyledi. Ben de onu veterinere götürerek iyileşmesine yardımcı oldum. Başka bir gün bir köpek yaklaşan fırtınayı haber verdi ve ben de mahalledeki küçük hayvanlar için güvenli bir yer hazırladım. Zamanla hayvanlar bana güvenmeye başladı. Ben de onların sorunlarını insanlara anlatmanın yollarını buldum.
İnsanların sesini duyamamak başta beni çok üzmüştü. Fakat hayvanların dilini anlamak hayatıma bambaşka bir anlam kattı. Artık sokakta yürürken yalnız değildim. Çünkü her kuşun, her kedinin ve her köpeğin anlatacak bir hikâyesi vardı ve ben onların tek dinleyicisiydim. Bu yüzden sessizlik benim için artık bir eksiklik değil, doğanın gizli dilini öğrenmemi sağlayan değerli bir armağandı.
