Yapay zekâ teknolojilerinin hızla ilerlemesi, günümüz toplum ve ekonomilerinde derin bir dönüşüm yaratmaktadır.
Bir yandan YZ, tıp alanında teşhis süreçlerini hızlandırarak ve ilaç geliştirmeyi kolaylaştırarak daha kaliteli sağlık hizmetleri sunmak, eğitimde kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimleri sağlamak ve üretim süreçlerinde verimliliği artırarak ekonomik büyümeyi desteklemek gibi sayısız olumlu katkı sağlamaktadır. YZ’nin rutin ve tekrarlayan görevleri üstlenmesi, bireylerin daha yaratıcı, stratejik ve insani beceriler gerektiren işlere odaklanmasına olanak tanıyarak iş hayatının niteliğini yükseltme potansiyeli taşımaktadır. Ancak bu dönüşümün diğer yüzünde, dikkatle ele alınması gereken önemli olumsuzluklar bulunmaktadır. Otomasyonun yaygınlaşması, özellikle düşük vasıflı ve rutin işlerde kitlesel iş kayıplarına yol açarak sosyal eşitsizlikleri ve işsizlik oranlarını artırma riski taşımaktadır. Ayrıca YZ sistemlerinin eğitiminde kullanılan verilerdeki önyargılar, karar verme süreçlerinde ayrımcılığa neden olabilirken, sürekli veri toplama ve analiz etme pratikleri de bireysel mahremiyet ve özerklik konularında ciddi endişeler doğurmaktadır.
Sonuç olarak yapay zekânın sunduğu büyük fırsatlardan adil bir şekilde yararlanabilmek için, iş gücünün yeniden eğitimi, etik düzenlemelerin oluşturulması ve YZ’nin toplumsal fayda için denetlenmesi hayati önem taşımaktadır.
