AÇ GEÇEN BİR GÜN DAHA

Sabah uyandığımda yine her zamanki gibi annem ve babam yoktu. Yiyecek bir şeyler bulmak için erkenden yola koyulmuşlardı. Biz de kardeşimle beraber kovaları aldık ve su kuyusuna gitmek için hemen yola koyulduk. Güneş çoktan tepeye çıkmıştı. Her gün aynı yolu yürüyor ve kuyuda yeterli su bulunması için dua ediyorduk. Kuyunun başında çok sıra oluyordu. O yüzden çok hızlı olmamız gerekiyordu. Kuyunun yanına vardığımızda hemen sıraya girdik.  Karnımız geceden beri gurulduyordu. Dün de çok az yemek bulabilmiştik. Bugün nasıl olacak acaba diye düşünürken karşıdan bir grup insanın kuyuya doğru geldiğini gördük. Bize yakın bir köyden geliyorlardı. Kendi kuyularında su bitmişti. Onlar da sıraya girdi. Bizim kuyumuzdaki su herkese yetecek miydi? Ya buradaki su da biterse, o zaman susuz ne yapardık ki? Düşünmesi bile kötüydü.

Kovaları ağzına kadar suyla doldurduk. Çok ağırdılar, sürüye sürüye taşıyorduk. Güneş sanki bizi takip ediyordu. Hava o kadar sıcaktı ki terden azkalsın kovalar elimizden kayacaktı. Eve vardığımızda erimiş tereyağı gibiydik. Açlığımızı unutmak için biraz su içtik. Azıcık dinlendikten sonra bu sefer de yardım servislerinin durduğu yere doğru yürüdük. İki paket yiyecek alabilmek için orada da uzun kuyruklarda bekledik. Su içmek artık açlığımızı geçirmiyordu. Annem ve babam avlanabilmiş miydi acaba? Susuzluktan hayvanlar başka yerlere gidiyorlardı. Yiyecek bulmak artık çok zordu.

Eve zor döndük. Sıcaktan ölecektik. Güneş bir gün doğmasa ne olurdu sanki. Annem ve babam eve yine elleri boş dönmüştü. Yardım servisinden aldığımız az yiyeceği bölüşüp yarın yemek bulma umuduyla uykuya daldık.

(Visited 5 times, 1 visits today)