Benim adım Kamo. Afrika’nın küçük bir köyünde yaşıyorum. Yaşıtlarım gibi 11 yaşındayım ama bazen kendimi daha büyük hissediyorum çünkü her gün, karın tok kalkıp okula gidebilmenin ne kadar değerli olduğunu hatırlatan zorluklarla dolu.
Bugün yine güneşle birlikte erken uyandım. Karnım sabaha kadar guruldayıp durdu. Evimizde dün akşamdan kalan hiçbir şey yoktu. Annem “Bugün yiyecek buluruz, merak etme.” dedi ama yüzündeki yorgun gülümseme bana pek umut vermedi. Yine de ona güveniyorum çünkü o benim en büyük kahramanım.
Köyün kuyusuna yürürken ayaklarım çıplaktı. Toprak sıcak değildi ama sertti. Su toplama işi benim görevim. Okula gitmeden önce bunu yapmak zorundayım. Kuyunun başında sıra vardı. Bazı çocuklar da benim gibi açtı. Yorgun ama umutluyduk.
Okula vardığımda öğretmenim bizi görünce gülümsedi. Karnım aç olsa da derslere katılmak beni mutlu ediyor. Okumayı, yazmayı ve sayıları öğrenmek bana gelecekte farklı bir hayatım olabileceğini hissettiriyor. Öğle yemeği olmadığı için arkadaşlarımla birlikte gölgeye oturup hayallerimizi konuşuyoruz. Ben bir gün doktor olmak istiyorum. İnsanlara yardım etmek, kimsenin aç kalmadığı bir köy görmek istiyorum.
Akşam eve döndüğümde annem biraz pirinç bulmuştu. Hep birlikte, çok az olan yemeği paylaştık. Karnım hâlâ tam doymadı ama içimde başka bir şey vardı: “Yarın daha iyi olabilir” düşüncesi ve ben bu düşünceyi hiç bırakmayacağım.
