Usulca, dört mükemmel kızın oturduğu bir masaya yaklaştım. Onlar sıradan biri değildi; onlar 4. jenerasyonun en iyi kız grubu Aespa’ydı. Başarılı, genç, linçlere karşı dimdik duran, sahnede ışıldayan dört güçlü kadın… Karşımda oturuyorlardı.
Winter başını yavaşça kaldırdı ve yumuşak bir sesle,
“Sen Ada olmalısın, merhaba!” dedi.
En sevdiğim üye olduğu için heyecandan ne diyeceğimi bilemedim. Ağzımdan sadece,
“Yanın boşsa oturabilir miyim?” çıkabildi.
O da yanındaki boş sandalyeyi işaret ederek gülümsedi. Hemen oturdum. Oturur oturmaz Giselle bana döndü. Bir an irkildim ama onun bana baktığını görünce kelimeler boğazıma düğümlendi. Diğer üyeler kendi aralarında sohbete başlamıştı. Bir tek ben sessizdim.
O anda Winter tekrar bana dönüp,
“Sen de yemek gelene kadar bizimle sohbet etmek ister misin?” diye sordu.
Ne söyleyeceğimi bilemedim. Hafif bir tebessümle diğer üyelere baktım. Giselle, Ningning ve Karina bana gülümsüyordu. Cesaretimi toplayarak,
“Gerçekten çok büyük bir hayranınızım! Dergilerinizi almak istiyorum ama hiçbir yerde bulamıyorum. Albüm alacağım!” dedim.
Karina, grubun lideri olarak sakin ve huzurlu bir tonla,
“Dergi mi? Sen yeter ki iste, imzalı bile veririz.” dedi.
O an dünyalar benim olmuştu. İçimden Karina’ya sarılmak geçti ama onun gibi yoğun ve meşgul bir lideri bunaltmak da istemedim. Yine de gözlemlerime göre, Karina bana dergi vermek istese de diğer üyeler benim albüm almamı daha çok önemsiyor gibiydi. Ve ne yalan söyleyeyim, ben de albümü daha çok istiyordum.
Yemekler gelmiş, sohbet dağılmıştı. Önümde Kore mutfağının lezzetleri duruyordu. Ben ise bir noodle çeşidi olan ramen siparişi vermiştim. Artık sevdiğim sanatçılarla aynı masada keyifli bir ziyafet çekmenin tadını çıkarabilirdim.
Yemekten sonra bir anda sahneye çıktılar ve canlı bir performans sergilemeye başladılar. Türkiye’ye hiç konser veya lansman için gelmedikleri için bu benim için büyük bir fırsattı. Hiç yurtdışına gitmeden Aespa’yı izlemek… Hayaldi ama gerçekleşmişti!
O sırada Winter sahneden bana seslendi:
“Hadi gel buraya!”
Sahneye atlayıp onlarla birlikte şarkı söyleyip dans ettim. Sonrasında hepsinin teker teker imzasını aldım. Tam her şey mükemmelleşmişken bir ses duydum:
“Ada, Ada! Okul zamanı!”
İşte o an kalbim kırıldı. Vedalaşamadan, sarılamadan uyandım. Annem beni okula kaldırıyordu. Gerçek bir anı değildi belki ama kalbimde gerçek kadar derindi.
Umarım bu gece tekrar rüyama gelirler.
Ve ben, o masaya yine usulca otururum…
