Afrika

Sabah uyandım ve kendime geldikten sonra su kuyusuna gittim. Kuyunun başına vardığımda içimin titremesine neden olan manzarayla karşılaştım: Su tamamen bitmişti, kuyu kupkuruydu.

Eve doğru dönerken yüzüm asıktı, adımlarım ağırdı. Hava o kadar sıcaktı ki birkaç dakikada sırılsıklam terlemiştim. Güneş tam tepeden vuruyor, nefes almak bile zorlaşıyordu. Karnım çok acıkmıştı; anneme söylediğimde üzülerek hiç yemeğimizin kalmadığını anlattı. Bunun üzerine komşulara gidip un aramaya karar verdim ancak herkes bizimle aynı durumdaydı. Hiçbir evde yeteri kadar un yoktu; herkes açlıkla mücadele ediyordu. Tam umudumu kaybetmişken bir kamyon gördüm. İçinde yardımseverler tarafından gönderilmiş un çuvalları vardı. Herkes o kamyona doğru koştu, ben de onlarla birlikte koştum. Fakat yardım herkese yetmedi ve bizim payımıza bir çuval düşmedi. Üzgün bir şekilde eve dönerken yerde tek başına kalan bir un çuvalı gördüm. Sevinçle koşup aldım ve hemen anneme haber verdim. Annem de benim kadar mutlu olmuştu. O çuvalla o gün karnımızı doyurduk ama bunun da kısa sürede biteceğini biliyorduk.

Yeni bir şeyler bulmak için dolaşırken küçük bir göl keşfettim. Suyunu kana kana içtim çünkü temiz su bulmak bizim için çok nadir bir şanstı. Yanımda bulduğum kabı doldurup aileme ve küçük kız kardeşime götürmek için özenle taşıdım.

(Visited 8 times, 1 visits today)