Bir Çocuğun Hayatını Değiştiren Yolculuk

Sesini duyar duymaz gözlerimi açtım. Ama uyandığım yer, bıraktığım yer değildi. Etrafıma bakınca kendimi hiç bilmediğim bir coğrafyada buldum. Kumların üzerinde yükselen sıcaklık yüzüme vuruyor, hava genzimi yakıyordu. Konuşmaya çalıştığımda, çevremdekilerin dilimi anlamadığını fark ettim.

Bir süre şaşkınlıkla etrafı izledim. Sıcakta, bedenleri tükenmiş gibi çalışan insanları gördüğümde içimde derin bir sızı hissettim. Onlara yaklaşmak, yardım etmek istedim. Bir hafta boyunca onlarla çalıştım; o bir hafta, hayatım boyunca unutamayacağım derslerle doluydu. Çünkü onlar ne doyasıya yemek yiyebiliyor ne de temiz suya ulaşabiliyordu. Bir an durup düşünmek bile zordu; ama çocuklar… Onlara yüreğim en çok yandı. Şehirde, okullarda olmaları gerekirken çölde aç ve susuz çalışıyorlardı. Çocuk haklarından hiçbirinden yararlanamıyorlardı oysa onlar da eğitim almayı, hayal kurmayı ve geleceğe umutla bakmayı hak ediyordu.

O gün oracıkta karar verdim: Ne olursa olsun, elimden geçen paranın yarısını her yıl Afrika’ya bağışlayacaktım. Memleketime dönünce bir kampanya başlattım. Sadece ben değil, tam 100.000 kişi bu iyiliğe ortak oldu. Bir okul açacak kadar bağış topladık. Sırada öğretmen bulmak vardı; gönüllü aradım, duyurular yaptım ama kimse o çöl sıcağına gitmeye cesaret edemedi.

Ta ki Afrika’dan İstanbul’a okumaya gelmiş bir genç öğretmen bana ulaşana kadar… Kendi ülkesine dönüp çocuklara yardım etmek istiyordu. Gözlerindeki kararlılığı gördüğümde doğru kişiyi bulduğumu anladım.

Uçak biletlerini ayarladık ve birlikte Afrika’ya gittik. Okulu açtık, çocuklar ilk kez sınıflara adım attı, duvarlar neşeyle doldu. Her şey iyi gidiyordu… ta ki bir gün sınıfa zehirli bir tarantula girene kadar. Panik büyüdü, okul boşaltıldı ve çocuklar iki gün eğitimden uzak kaldı. İstanbul’dan böcek ilaçlama desteği buldum, okul tamamen ilaçlandı ve sorun çözüldü.

Tüm bu zorluklardan sonra, bir gece Afrikalı çocukların yaşam mücadelesini anlatan bir belgesel izlerken uyuyakaldım. Uyandığımda içimde garip bir his vardı, sanki bütün yaşadıklarım bir işaretti. O an kararım kesinleşti: Gönülden, bütün samimiyetimle Afrika’ya bağış yapacaktım.

Ve böylece, bir sesle başlayan yolculuğum, bir çocuğun hayatını değiştirecek bir umuda dönüştü.

(Visited 4 times, 1 visits today)