AFRİKA’DA BİR ÇOCUK OLSAYDIM

Sabah uyandığımda yine zor bir gün, yine açlıkla mücadele edeceğim bir gün olacağını biliyordum. Köyümüzde su ve yiyecek çok azdı, bu yüzden güne hazırlıklı başlardım. Anneme, babama ve aileme günaydın dedikten sonra kahvaltıya geçerdik. Kahvaltıda yemek çok az olduğu için herkese yetecek kadar almak zorundaydım; çok yememeye dikkat ederdim.

Ardından arkadaşlarımla okula giderdim. Maalesef, okulda diğer ülkelerdeki çocuklar gibi eğitim alamıyorduk. Bu beni üzse de elimden bir şey gelmediği için umursamaz gibi davranırdım. Okul bitiminde anneme, babama ya da tarlaya yardım etmeye giderdim. Tarlada çalışırken güneşin kavurucu sıcaklığını hissederdik ama köyümüzün yiyeceği ve ihtiyaçları için bunu yapmak zorundaydık.

Afrika’daki en büyük sorunlardan biri suydu, köyümüzde de su çok kıymetli ve bulunması zordu. Susasak da buz gibi suya ulaşmak neredeyse imkânsızdı, sadece hayalini kurabiliyorduk.

Tarladaki işimiz bittikten sonra eve dönerdik, yorgun ve bitkin olurdum. Akşam olduğunda, ailece el ele tutuşur, bu kötü günlerin bir an önce gitmesini ve yerine çocukların gülüşlerinin, mutlu insanların olmasını dilerdik.

Akşam kahvaltısını olduğu gibi az yemekle geçirirdik, çünkü tüm aile bireylerimize yetecek kadar dağıtmak zorundaydık. Babamız ise bizleri beslemek için kendi payından kısmak zorunda kalırdı. Yatma zamanı geldiğinde, hepimiz yarının bugünden daha güzel olacağına inanarak birbirimize iyi geceler diler ve yatağımıza uzanırdık.

(Visited 11 times, 1 visits today)