Afrika’da Çocuk Olmak

  Merhaba, ben Ruwaydah. 13 yaşındayım ve Afrika’nın doğusunda bir kasabada yaşıyorum. Sabah, güneş doğmadan kalktık. Üstüme elbisemi giydim. Benim için fazlaydı fakat elimdeki tek elbise buydu. Kahvaltı yapmadık. Bu size ilginç gelebilir fakat ben artık alıştım. Hiç kahvaltı yapmıyoruz çünkü yaşadığım bölgede yeterli yiyecek yok. Annem ve babam, evimize yaklaşık beş kilometre uzaklıktaki bir kakao ağacı ormanında çalışıyorlar. Her gün ağaçlara çıkıp kakao topluyorlar. Onlara topladıkları kakao ile ne yapıldığını soruyorum. “Çikolata” diyorlar. Keşke ben de bir gün yiyebilsem. Acaba tadı nasıldır? Annem ve babam, kendileri gibi birçok işçiyi de ormana taşıyacak olan kamyona doğru ilerlerken ben de kapıyı kapattım. Benden küçük iki erkek kardeşim var: Mahdi ve Nazih. Mahdi 9, Nazih ise 4 yaşında. Onları çok seviyor ve onlara ben göz kulak oluyorum.

  Kardeşlerimin evimizin önünde kovalamaca oynamasını izlerken gözüme bir şey ilişti. Birkaç ev ötede büyük bir kamyon duruyordu fakat komşularımızdan birinin olmak için fazla yeniydi. Ne olduğunu anlamak için kamyona yaklaştım. Şık giyinmiş iki adam kamyonun önünde telefonla konuşuyorlardı. Farklı bir dilde. Onlara neden burada olduklarını sormak isterdim fakat dillerini bilmiyordum. Biri beni fark etti. Başım derde mi girmişti? Hiçbir şey yapmamıştım. Bana yaklaştı ve elini merhaba dercesine salladı. Ben de aynı şekilde karşılık verdim. Diğer adama bir şeyler söyledi. Adam kafa sallayıp elinde bir kamera ve yiyeceğe benzeyen bir paketle yanımıza geldi. Kamerayı bana doğrulttular ve paketi bana verdiler. Çok heyecanlanmıştım. Acaba bu, ünlü “çikolata” olabilir miydi? Ben şaşkınlığımı atlatana kadar çekim bitmişti. Paketi elimden çekip aldılar ve hiçbir şey söylemeden geri kamyonlarının önüne döndüler. Az önce ne olmuştu? Kameraya bakıp güldüklerinde ne olduğunu anladım. Beni, o “Afrika’daki çocuklara yardım” örgütlerinden biri için kullanmışlardı. Videomu yayınlayacak, sanki gerçekten paketi bana vermişler gibi göstereceklerdi. Çok üzüldüm ve eve döndüm.

  Ben dönene kadar akşam yemeği vakti gelmişti. Annem ve babam dönene kadar vakit çok geç oluyor, o yüzden yiyeceğimiz akşam yemeğini de ben hazırlıyorum. Aslında yemek yapmak çok eğlenceli; yeterli malzemem olunca tabii. Elimizdeki kısıtlı malzemelerden doğru düzgün yemek yapılamıyor. Yemeğimizi yedikten birkaç saat sonra annem ve babam geldiler. Onlara günümüzün nasıl geçtiğini anlatıp biraz sohbet ettik, sonra da hepimiz yataklarımıza gittik. Yarın bunların hepsi yeniden yaşanacaktı. Zordu ama başka şansımız yoktu. Yine hayallere daldım. İstediğimde tabağımda yemek bırakacak kadar yemeğimin olduğu, istediğim her şeye ulaşabildiğim (o meşhur “çikolata” da dâhil), okula gidebildiğim bir hayat diledim. Zaten hep aynısını diliyorum.

(Visited 3 times, 1 visits today)