Bir sabah, işgalci insanların silah sesleriyle güne başladım. Ne olup bittiğini anlayamadan evin arka kapısından hızla kaçtık. Uzun süre koştuktan sonra babama neden kaçtığımızı ve silahlı insanların köyümüze neden geldiğini sordum. Babam karamsar bir şekilde anneme baktı, annem ise sadece kafasını yere eğdi.
Babam anlatmaya başladı: Bu insanların amacı köyümüzdeki çok değerli kömür yatağını ele geçirmekmiş. Bu duyduğumda çok şaşırdım çünkü köy halkı olarak refah seviyemiz o kadar düşüktü ki bir somun ekmeği sekiz kişi paylaşıyordu. Hiç kimse düzgün yemek bulamıyordu. Bu kadar değerli bir kaynağımız varsa, neden hiç kullanmadık diye düşündüm. Eğer kullanmış olsaydık, açlıkla mücadele etmek zorunda kalmazdık. Babam, bu insanların bizim kaynaklarımızı sömürmek için bir kuruluş tarafından gönderildiğini söyledi. Ben de merakla “Bu insanlar yabancı mı?” diye sordum. Babam, bu insanların yabancı olmadığını, bizim gibi Sudanlı olduklarını söyleyince çok şaşırdım. Yani aynı ülkenin vatandaşlarıymışız. Hava kararmaya başlayınca babam, bizim için barınacak bir yer aradı. Bir dağ buldu ve dağın hemen karşısında bir göl gördük. Biz de hemen koşarak gölden su içtik çünkü köyümüzde su bulmak için on kilometre yürümemiz gerekiyordu. Gece, babam ve ben yemek bulmak için dolaşırken kocaman bir ot tarlası gördük. Kimseye yakalanmadan olabildiğince ot topladık. Çok mutluyduk çünkü artık tam bir ekmek yiyebilecektik. Dönüş yolunda bir kadının bağırış sesini duyduk. Ses, annemin sesi gibi geliyordu. Babam bütün otları bırakıp koşmaya başladı. Ben ise otları bırakmak istemediğim için birkaç deste aldım ve babamın arkasından koştum. Bir baktık ki annem yerde yatıyor. Babam, annemin yere düştüğünü ve bağırdığını düşünerek geride bıraktığı otları aldı. Çok aç olduğumuz için hemen dağın başına gittik. Annemi yerden kaldırdık; bileği incinmişti. Babam hemen bir sopa ile bileğini sabitledi. Sonunda herkes tam ekmek yiyebilecekti ve bu açlık mücadelesinden bir nebze olsun kurtulacağımızı düşündük. Ancak ateş yakabilecek bir şey bulamadık. O kadar açtık ki otları doğrudan yemeye başladık.
Sabah uyandığımızda tekrar yemek aramaya çıktık. Yakınlarda bir köy bulduk ve yiyecek bir şeyler ararken sadece boş yemek kutuları bulduk. Son tüketim tarihine baktığımızda 2018 yazıyordu. Afrika’da öyle bir açlık vardı ki insanlar yiyecek bulamıyordu. Bu durumun en büyük sebebi işgalcilerin köyleri ve kaynakları kontrol etmesiydi.
