Ben bu hayata alışamıyorum sanırım. Her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Karnım aç, dilim susuz. Gözlerimden uyku akarken bekliyorum annemle ablamın dereden su getirmesini. Çok susadım ama tarlaya gitmezsem bugün de susuz geçecek. Annem artık günde sadece bir öğün yapabiliyor. Artık en yakın dostum, sokak köpeğim Bone’ye bile yemek veremiyorum. Onun gözleriyle benim gözlerim birbirine benziyor; ikimizin de derisi her gün biraz daha inceliyor.
Sabah olduğunda güneş yakıyor tenimi. Toprak sıcaktan çatlamış, her adımda toz kalkıyor. Elimdeki kazmayla tarlaya gidiyorum. Ses çıkarmadan çalışıyorum çünkü konuşmaya gücüm kalmadı. Arada bir gökyüzüne bakıyorum, bir bulut geçsin diye. Belki biraz gölge olur da annem dinlenir.
Akşam olunca hava biraz serinliyor. Annem bana bakıp “Bugün de bitti, oğlum.” diyor. Sonra Bone yanıma geliyor, başını dizime koyuyor. Onun sıcaklığını hissediyorum. O an içimde bir şey kıpırdıyor.
Belki yarın yağmur yağar, belki toprak yeniden yeşerir. Belki bir gün büyürüm ve artık kimse aç kalmaz. Annem de, ablam da, Bone de, ben de doyarız.
O günü görmek için her sabah gözlerimi yeniden açıyorum. Çünkü bir yerlerde birinin bizim için dua ettiğine inanıyorum.
Ve ben inanıyorum… Her şey bir gün daha iyi olacak.
AFRİKA’NIN BİR GÜNÜ
(Visited 2 times, 1 visits today)
