Türk Dil Kurumu Sözlüklerinde alışkanlığın tanımı olarak “İç ve dış etkilerle hep aynı şekilde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış” ifadeleri yer alır. Alışkanlık insanların geçmişten edindikleri, etkiler değişse de hareketin ve yapılan eylemin değişmediği durumlar olarak açıklanmıştır. Türk Dil Kurumunda yer alan bu tanıma karşın insanların alışkanlıklarını değiştirebileceğini öne süren insanlarda vardır. Buna ek olarak bu topluluğa paralel olarak bir çok deyim, atasözü ve özlü söz de bulunmaktadır. Bunlara en güzel örneklerden ise Mevlana’nın “ İnsan, her sabah yeniden doğar, bugün ne yaparsan odur.” sözüdür. Ancak her ne kadar büyük bir kesimin savunduğu görüş Mevlana’nın sözünü destekler nitelikte olsa da azımsanmayacak derecede olan bir grup ise tıpkı Dostoyevski’nin de dediği gibi “İnsan, alışkanlıların tutsağıdır.” görüşünü savunmaktadır.
Alışkanlıkların kalıcı olduğunu, hiçbir zaman değişmeyeceğini düşünen kesim, bu düşüncelerini desteklemek amacıyla bir çok bilimsel çalışmayı ve psikoloji alanında uzman kişilerin görüşlerini öne sürebilirler. Görüşlerini desteklemek için gösterebilecekleri örneklerde oldukça fazladır. Eğer ülkemizden bir örnekle devam etmem gerekirse en basitinden Adalet Bakanlığının yaptığı bir çalışmaya göre Türkiye’de cezaevinden çıkan insanların %45’i suç işlemeyi sürdürüyor. Yaşanan bu tarz trajikomik durumlar ise bu topluluğun haklı olabilme düşüncesini destekliyor.
Diğer tarafta alışkanlıkların değiştirilebileceğini savunan görüşe göre insan, biyolojik ve psikolojik açıdan sürekli gelişen ve değişen bir canlıdır; bu nedenle davranışları da durağan değildir. Davranış bilimleri, beynin öğrenme ve uyum sağlama kapasitesinin yanı sıra bireyin içinde bulunduğu sosyal çevrenin alışkanlıklar üzerinde belirleyici bir etkisi olduğunu göstermektedir. Kişinin etkileşimde bulunduğu insan grubu, sergilenen davranışları pekiştirebilir ya da dönüştürebilir. Bu yaklaşım, insanın kendini yenileme potansiyelini vurgularken Mevlana’nın “İnsan, her sabah yeniden doğar.” sözüyle de örtüşmekte; bireyin bilinçli çabası, uygun çevresel koşullar ve destekleyici bir sosyal çevre sayesinde işlevsiz alışkanlıklarını değiştirerek daha uyumlu davranışlar geliştirebileceğini savunmaktadır.
Sonuç olarak alışkanlıklar insan hayatında önemli ve güçlü bir yere sahiptir. Bazı durumlarda uzun yıllar boyunca değişmeden devam edebilir ve bireyin davranışlarını ciddi biçimde etkileyebilir. Ancak bu durum, alışkanlıkların tamamen değiştirilemez olduğu anlamına gelmez. İnsan, yaşadıklarıyla öğrenen, çevresinden etkilenen ve zamanla dönüşebilen bir varlıktır. Uygun şartlar oluştuğunda, özellikle destekleyici bir çevre ve kişisel farkındalıkla birlikte, bireylerin alışkanlıklarını değiştirebildiği birçok örnek mevcuttur. Bu nedenle insanı yalnızca alışkanlıklarının tutsağı olarak görmek de her zaman kolayca değişebilen bir varlık olarak tanımlamak da eksik kalır. Gerçekçi olan yaklaşım, insanın hem alışkanlıklarının etkisi altında olduğunu hem de gerektiğinde onları değiştirebilecek güce sahip olduğunu kabul etmektir.
