Alışkanlıkların Kölesi

İnsan hayatı hiçbir zaman tek düze olmamış, olmayacaktır. Bazen çalkantılı, zor dönemlerden geçmemiz gerekirken bazen de huzurlu anlar yaşarız. Günlerimiz asla birbirinin aynısı olmaz. Ancak bu her gün yeni bir yaşama mı uyandığımız anlamına gelir?

İnsan bir denklemdeki değişken gibidir. Dünya donup kalsa, dönmeyi kesse bile birinin aynı günü iki defa yaşaması imkansızdır. Çünkü o insandır ve insanın doğasında, ufak ufak bile olsa, değişim vardır. İnsanın özünde değişmeyen tek şey değişimdir. Toplumların bu zamanlara gelebilmesini sağlayan yegane şey de değişimdir. Yeni fikirler bulundukça yeni ufuklar açıldıkça, yeni gelişmeler yaşandıkça teknoloji gelişir ve toplumsal düzende değişimler olur.

İnsanların yaşamaya devam etmesini sağlayan da bu değişimler ve farklılıklardır. Her sabah aynı güne uyanmayı hangimiz ister? Aynı yemekleri yiyip aynı yerlere oturmayı, aynı konuları konuşup aynı şakalara gülmeyi… Hayata zevk katan da bu farklılıklardır aslında. Bildiği bir kitabı okumaktansa yeni maceralar deneyimlemeyi seçer insan doğası. Tüm bunların ana insanın merakı ve yeni deneyimlerin getirdiği heyecan duygusudur aslında. İnsan sıkılmak için yaratılmamıştır. Sıkılmayı sevmez. Kalbinin atışını kulaklarıyla duymak ister. Bu da onu yeni şeyler denemeye yöneltir. Aklınca eğlenmeye, hayatını dolu dolu yaşamaya çalışır.

Bunlar aslında her insanın dünyevi arzularından biridir. Her gününü farklı geçirdiğine hayatını kendi doğrularına uygun şekilde yaşadığına inanır. Bu kendini kandırmaktan başka bir şey değildir. Her günü birbirinin kopyası olmamış olabilir ancak baştan sona farklı olduğunu söyleyebilir miyiz? Her sabah farklı bir kahvaltı etmek oturduğumuz sandalyenin veya masanın da değişmiş olduğu anlamına mı gelir? Sanmıyorum. Ama benim düşüncem odur ki bu elimizde olan bir şey değildir. Özellikle günümüzün akışkan ve monoton dünyasına renk katman çok da kolay değildir. Yeni dünyada bir düzen hakimdir. Değişim olur ama sık sık olması durumunda bu düzen aksar. Bu da tabii ki düzenin hıza yetişememesine ve kaosa sebep olur.

Ne kadar farklılıkta istese aslında insan alışkanlıklarının esiridir. Onlarsız yapamaz. Her gün yeni bir hayat yaşamak insanı yorar. Alışkanlıklarsa insana halletmesi gereken bir zemin oluşturur. Otomasyon yaptığı işler onun için daha kolaydır. Rahatlık; insanlara sıkıcı gelebilir ama hayatımıza renk katma arzumuz aslında siyah ve beyazların içinde yaşadığımız için gelmez mi?

Yani insan hayatında bir heyecan olması için sıkılmalıdır. Renksiz kalmalıdır ki renklerin peşinde koşabilsin. Alışkanlıklarının kölesi olmalıdır ki arzularının da kölesi olabilsin.

(Visited 9 times, 1 visits today)