Sabah kalktığımda Güneş her zamanki gibi tepedeydi.Evimizin çatısı sağlam olmadığı için zamana karşı dayanamamış,evin geri kalanı gibi çökmüştü.Kızgın Güneş acımasızca ışıklarını yağdırıyor zaten sıcak olan havayı daha da ısıtıyordu.Annem her zaman olduğu gibi benden erken kakmıştı ve köyümüzün yakınında bunun tek su çeşmesine yola çıkmıştır.Dolabımdaki tek okul kıyafetini çıkarıp giymeye başladım.Annem hep “Oğlum o kıyafete gözün gibi bak,sana o kıyafeti almak için çok çalıştı.”diye nasihatlerdi beni.Kıyafetimi giydim ve yemek masasına baktım.Her zamanki gibi bomboştu ancak içimdeki o umut yine de bakmamı istemişti.Bugün için gerekli kitaplarımı kucakladım ve okula doğru yola koyuldum.Karnım aç olsada sorun etmedim.Açlığı bastırma umuduyla yürüdüğüm toprak yol ve etrafındaki ağaçlar kuşlar ve ölü çalılara odaklanmak istedim ancak her ne zaman dalacakmışım gibi olsam miğdem kararlı bir horoz gibi gurulduyordu.Tek elimi miğdmin üstüne koydum ve yola devam ettim.En son dün okula giderken bir çalıyla karşılaşmıştım ve yapraklarındaki parlak kan kırmızısı yaban mersinlerini yemiştim.Ondan sonra boğazımdan sadece kuru hava geçmişti.Ne bir damla yağmur suyu ne de bir lokma ekmek.Dün çalıyla karşılaştığım aynı yere gittim.Belki bugünde o çalının meyvelerini yerdim ama çalıya vardığımda nafile.Çalı adeta yağmalanmıştı.Hala açtım ama yapacak şey yoktu.Aç bile olsam dersin bir dakikasını bile kaçırmak isemezdim.Sonuçta eğer iyi bir meslek edinirsem hem kendimi hem de ailemi bu yerden kurtarabilirdim.Yürüdükten sonra okula vardım,herkes dışarıda top oynuyordu bu da demek ki dersler hala başlamamıştı.Sınıfıma gittim ve dün öğrendiklerimizi tekrar etmeye başladım.Kafamı bir sağa bir de sola çevirdim.Sınfta benden başka kimse yoktu.Biraz sonra zil çaldı ve herkes sınıflarına toplandı.Öğretmenlerimizin anlattığı her şeyi can kulağıyla dinledim ve not aldım.Belki yolda not aldığım şeyleri tekrar edersem hem dikkatimi açlıktan dağıtmış olur aynı zamanda ise ders çalışmak için ekstra zaman elde ederdim.Okul bitince ilk ben dışarı fırladım.Eve ne kadar erken ulaşırsam o kadar daha çok zamanım olurdu.Düşünüyorum da bu ay kaçıncı oruç tutuşumdu acaba.Annem sevap olduğunu söylüyor ve yiyecek bir şeyler bulamıyorsak oruç tutmamızı söyler hep.Eve vardığımda kardeşlerimin çoğu oyun oynuyordu ancak kardeşim juwa evin bir köşesinde ağlıyordu.O da oruç tutuyordur diye karışmak istemedim.Yatağıma gidip okulda öğrendiklerimizi tekrar etmeye başladım.Arada sırada kardeşlerime göz atıyor hepsinin iyi olduğunu görünce çalışmaya devam ediyordum.Annemiz yine komşu köyden ekmek almaya gitmişti .İnşallah ekmekle döner diye içimden dua edip uykuya daldım.
Aminata ve Açlık
(Visited 7 times, 1 visits today)
