Ben bir şehir tasarlasaydım, şehrimin adı ‘’Anı Şehri’’ olurdu. Her yere yürüyerek gidilebilirdi, bisikletliler için özel yollar olurdu. İnsanlar işlerine bisiklet ile gidebilirlerdi, böylece doğa kirlenmezdi. Şehrin birçok sokağı Arnavut kaldırımından oluşurdu. Evler yüksek katlı yerine, iki üç katlı kısa binalardan oluşurdu ve bazıları müstakil bazıları apartman şeklinde olan binalar hep bir avluya açılırdı. Böylece çocuklar avlularda güvenli bir şekilde oynayabilir beraber vakit geçirebilirlerdi. Evlerin bahçelerinde, camlarda ve balkonlarda çeşit çeşit çiçek olurdu, ayrıca binaların çatıları yeşil çatı ve botanik bahçe şekilde olup, insanlara kendi sebze meyvelerini yetiştirmeleri için olanak sunardı. Her yerde bitki olurdu, böylece insanlar kendi bitkilerini kendi bahçelerinden koparıp yiyebilirlerdi. Şehir hem çok yeşil hem renkli gözükürdü.
Parkları ahşaptan olurdu ve hiçbir şey plastikten olmazdı.
O şehirde bizim gibi dört mevsim yaşanırdı. Şehrin insanları çok kibar olurlardı. Doğaya büyük saygı gösterirlerdi. Hayvanat bahçeleri yerine küçük doğa turları düzenlenir ve o turlarda da hayvanları görülebilirdi. Sokakları o kadar güzel olurdu ki insan kendini tutamazdı ve hemen fotoğraf çekmek isterdi. Gezmeye değer olarak da parklar, dondurmacılar, safari turları, küçük küçük tarlalar, küçük sokaklar ve daha birçok şey olurdu.
Çok büyük parkları olurdu ve bu parklar bu şehrin özel noktaları olarak da kullanılırdı. Örneğin konserler verilir, bayramlar ve doğum günleri kutlanır, piknik yapılır, festivaller bu parklarda düzenlenirdi.
Gören herkesin yaşamak isteyeceği bir şehir olurdu benim şehrim.

