Anı Sokakları

Mutlu, üzgün, şaşkın birçok anımın bulunduğu, birbirinden güzel binalarla çevrili sokak içimi kıpır kıpır yapmıştı. Kafamı her çevirdiğimde farklı bir anım gözlerimin önünden kayıp geçiyor gibiydi. Her ne kadar birini yakalamak istesem de ısrarla benden kaçıyorlardı.

Londra’da hayatımın bir parçası haline gelen o anıyı hâlâ dün gibi hatırlarım. Son bir kez onu yaşatmak için düşünmeden içeri girdiğim yapının içi, adeta Hyde Park’ı andırıyordu. Sanki yedi yaşıma geri dönmüştüm. Oradakiler beni görmese de ben onları en net şekilde görebiliyordum. Biraz baktıktan sonra hemen küçüklüğümü gözlerimde canlandırdım. Ne mesut bir şekilde zıplıyordum o dalgalanan yapraklara! Ancak bu güzel anı, aniden duyulan bir çığlıkla bölündü. Herkes buz kesilmişti. O çığlığı atan bendim ve kendi sesimden bile ürkmüştüm. Annem hızla yanıma geldi. İlk defa bir arı tarafından sokulmanın korkusunu yaşamıştım. Uzun bir süre orada ağladıktan sonra sakinleşmeye başladım.

Bu anıyı orada bırakıp binanın kapısından çıktım. Sokaklarda uzun bir süre daha gezindikten sonra hava kararmaya başladı. Güneş battıkça, binaların içinde saklı anılarım da karanlık bir hâl alıyordu. Kötü anılarımı aklımdan çıkarmaya çalışsam da bazıları gözüme çarpıyordu. O an binalara bakmamaya karar verdim ve hızlı adımlarla evime yöneldim. Yaklaşık on dakika sonra eve vardım. Olanları aileme anlattım ve geceyi salonda birbirimize eski anılarımızı anlatarak geçirdik. Annemin yaptığı bitki çayını içtikten sonra uyumak için odama çıktım.

Olumsuz anılar yerine güzel anılarla dolu bir rüya görmeyi umarak yatağıma uzandım. O gün, benim için hem mutlu hem de hüzünlü geçmişti. Yeni maceralar ve eski anılar bir araya gelmiş, hayatıma biraz aksiyon katmaya yetmişti.

(Visited 9 times, 1 visits today)