Anıdan Nesneye

Herkesin unutamadığı bir anısı vardır. Kimi için bu, yeni bir hayvan sahiplenmek ya da çok istediği bir şeye kavuşmaktır. Benim anılarım ise biraz farklı.

İlk anım, ikinci ya da üçüncü sınıftayken yaşadığım bir olaydır. Bir gün duşa girdim. İşim bitip çıkmak istediğimde kapıyı açamadım. Ne kadar uğraşsam da kapı açılmıyordu. Bunun üzerine annemi çağırdım. Annem de babamı çağırmamı söyledi. Babam kapıyı açmaya çalışırken kapı bir anda üzerime düştü. O sırada kolum ve ayağım yaralandı. Çok korkmuştum ve o anı hiç unutmadım.

Bu anımı bir nesneye dönüştürecek olsaydım, cam bir şişeye benzetirdim. Çünkü duşakabin camdan yapılır ve kapısı bozuksa kırılabilir. Cam şişe de aynıdır; açılmadığı hâlde zorlanırsa kırılır. Yaşadığım olayla bu benzerlik bana o anıyı hatırlatıyor.

Bir de benim için çok değerli olan başka bir anım var. İki yaşındayken anneannem Almanya’dan bana bir oyuncak fare almıştı. Bir süre onu kaybetmiştim ama sonra tekrar buldum. Onu bulduğumdan beri, yani yaklaşık dört ya da beş yıldır, onunla birlikte uyuyorum. Bu anı zaten bir oyuncağa ait olduğu için başka bir nesneye dönüştürmeye gerek yok.

Keşke anılar gerçekten nesnelere dönüşebilseydi. O zaman bazı anılar kırılgan, bazıları ise insanın hep yanında taşıdığı değerli eşyalar gibi olurdu.

(Visited 1 times, 1 visits today)