ANILAR

Gözlerimi açtığımda gördüklerime inanamadım. Birkaç saniye önce karanlık bir koridorda yürüyordum, şimdi ise rengârenk ışıkların altında, sanki bir rüya âlemindeydim. Gökyüzü morla turuncu arasında gidip geliyordu, ağaçlar ise yaprak yerine camdan küreler taşıyordu. Her kürenin içinde bir anı vardı. Bazısı benimdi, bazısı yabancı insanların. Bir tanesine dokundum, çocuk hâlim deniz kıyısında gülüyordu.

Bir adım daha attım. Toprağın üzerinde ayak izlerim değil, ışık halkaları beliriyordu. Uzakta beni izleyen bir şey fark ettim. Yaklaştığımda yüzünü tanıdım: yıllar önce kaybettiğim ablamdı. Gülümsedi ve  “Zamanın ötesine hoş geldin.” dedi. Kalbim hızla çarptı. Elini uzattı, tutup tutmamak arasında kaldım.

Gözlerimi yeniden kapadım, rüzgâr yüzüme çarptı. Açtığımda, odamdaki sabah ışığıyla karşılaştım. Hangisi gerçekti, bilemedim. Daha sonra tekrar uyuya kaldım ve o gördüğüm yerin tamamen terk edilmiş olduğunu, her şeyin siyah ve beyaz renklere büründüğünü gördüm. Ağaçlar çürümüştü ve üzerlerindeki anılar benim ve başka insanların acı çektiği, üzüldüğü anılardı. Bir yaratık gibi bir şey tam bana doğru geliyordu ki tekrar uyandım. Her şey bir rüyaymış.

(Visited 3 times, 1 visits today)