Anılar Kitabı

          Bulutların güneşi kapatmakta zorlandığı bir sabahta, Leyla babası işe gittikten sonra annesi ve küçük kardeşiyle kahvaltı masasındaydı. Güne babasının evden çıkarken açık bıraktığı televizyon sesi ve kızarmış ekmek kokusuyla uyanmıştı. Kahvaltıda o gün kardeşinin mahalleden arkadaşlarının eve geleceğini öğrenince nerdeyse zeytinin çekirdeğini yutuyordu. Yoğun bir hafta geçirmişti. Buna rağmen hala ders çalışması gerekiyordu. Annesinin de yüzündeki çaresizlik ile birlikte dışarı çıkmaya karar verdi. Kahvaltısını her şeyi ağzına tıkarak hızlı bir şekilde bitirip eşyalarını toplamak için odasına gitti.

           Rahat bir şeyler giydikten sonra çantasıyla birlikte kendini dışarı attı. Kütüphaneye gitmeden önce her sabah okula gitmeden önce uğradığı kafeden, sahibiyle tatlı bir muhabbetten sonra, bir kahve alıp alt caddede bulunan parkta yaş çimlerin üzerine büyük bir çamın altına oturdu. Biraz müzik dinleyip kahvesini yarıladıktan sonra kütüphanenin yolunu tuttu.

             Kütüphaneye girince iç ısıtan o kitap kokusu onu karşıladı. Eşyalarını boş bir masaya bıraktıktan sonra ders çalışmaya başlamadan önce okumak için bir kitap arayışı için kütüphanenin rafları arasına daldı. Kitapların başlıklarını okumaya başlayınca çocuk bölümünde olduğunu fark etti ve gözüne çarpan bir kitap ile resmen çocukluğu bir rüya gibi gözü önüne geldi. Her akşam uyumadan önce kendisine okuması için annesinin paçasını çekiştirdiği ve okuma yazmayı resmen onu okumak için öğrendiği kitap “Heidi” idi.

            Neden Leyla da bilmiyordu ama Heidi ile hayatları, ona göre, zıt kutuplar olmasına rağmen her zaman ona karşı bir yakınlık hissetmişti. Kitabı en son belki on sene önce okumuştu, stresini ve haftanın yorgunluğunu atmak için kitabı tozlu raflardan alıp masaya oturdu. Kitabın kapağını açıp okumaya başladı, her okuduğu satırda küçüklüğünü biraz daha anımsıyordu. Kitabın ilk bölümünün sonuna yaklaşmışken karşısına küçük bir kız çocuğu oturdu. Ancak kızın gözleri Leyla’nın üzerine yapışmıştı. Leyla bunu fark edince kitabın üstünden kıza bakınca gözleri fal taşı gibi açıldı. Belki de çoğu ilkokul arkadaşından daha iyi anımsadığı o tandık ama bir yandan da asla tanıdık olmayan yüz karşısında duruyordu, Heidi.

           Heidi, Leyla’yı tanıyormuş gibi davranıyordu, ona kütüphaneden dışarı çıkmasını işaret ederek kapıya doğru yöneldi. Kütüphaneden çıktıklarında Leyla sanki uzun yıllardır hasret kaldığı birini görmüşçesine Heidi’ye sarıldı. Heidi bunu garipsememişti. Olayın garipliğinin asla farkında olmayan Leyla, Heidi’yi kolundan tutup kütüphanenin çevresindeki, ağaçların gökyüzü ile yol arası bir geçit yarattığı ara sokaklarda onu dolandırmaya ve küçükken ailesine yaptığı gibi soru yağmuruna tuttu. Leyla bu sefer de Heidi’den anılarını dinleyerek kitabı yaşadı. Heidi, ona her şeyi anlattıktan sonra anı anlatma sırası Leyla’daydı. Leyla, Heidi’ye çocukluğundan bahsetti ama Heidi nedense anlattığı şeyleri ilk kez duymuyordu.

          Heidi’nin onun anlattığı bazı beklenmedik olaylara tepkisiz kaldığını gören Leyla, Heidi’ye ne olduğunu sorduğunda beklemediği bir cevap aldı. Heidi, açıkçası bu dünyaya nasıl düştüğünü bilmiyordu. Kütüphanenin önünde bulmuştu kendini ve öncesine dair hiçbir şey hatırlamıyordu. Kütüphaneye girince Leyla’yı görmüş ve onu hemen tanımıştı ancak Leyla’yı hayatı boyunca ilk kez görüyordu ve Leyla’nın anılarını dinlemiş gibiydi. Leyla bir süre sessiz kaldıktan sonra Heidi’ye küçükken onun kitabını birçok kez okuduğunu ve kendisine karşı bir samimiyet hissettiğini belirtti. Belki Leyla’nın ona karşı olan bu samimiyeti yıllar sonra eline geçen kitap ile tohum üzerine tohum açmış ve Heidi’nin buraya düşmesine sebep olmuştu.

          Leyla’nın dedikleri ile Heidi Leyla’ya karşı hissettiği o kız kardeş sempatisini anlamlandırmıştı. Bununla birlikte birçok hikaye ve sohbet ile gezilerine bir süre devam ettikten sonra dönüp dolaşıp kütüphaneye dönmüşlerdi. Beraber kütüphaneye girdiler, saatin geç olmaya başlamasıyla eve dönecek olan Leyla, Heidi’ye veda etmenin vakti geldiğini fark etmişti. Kitabı eline aldı, Heidi ile birlikte rafların yanına gittiler. Heidi ve Leyla sarıldıktan sonra Leyla’nın kitabı rafa yerleştirmesi ile Heidi ortadan kayboldu.

          Leyla, garip başlayan anlamlandıramadığı ama bir yandan içini huzur ile kaplayan bir günün sonunda evde camının önünde oturmuş dışarıyı izliyordu. Evdeki gürültünün yerini sessizliğin almasıyla kendini yatağının üzerine bırakıp uzun zamandır uyumadığı kadar rahat bir uykuya daldı.

(Visited 13 times, 1 visits today)