Karanlık bir ormanda iki genç takılıyorlardı. Amaçları bu tüyler ürpertici ormanda canlı yayın açıp insanların ilgisini çekip ünlü olmaktı.
Bu orman Japonya’nın Honshu adasındaki Fuji Dağı’nın kuzeybatı yamacında bulunuyordu. Bu gizemli ormanın geçmişi biraz kirliydi. Halk arasında bu orman “Tehlike Ormanı”diye geçiyordu. Japonya mitolojisine göre bu orman iblisler ile iliştiriliyordu. Bu ormanın içinde yetkililer ne kadar önlem alsada bir sürü kaybolan insan bulunuyordu. Üstelik sadece o vakalarla da kalmıyorlardı. Orman çok yoğun olduğu için insanlar sık sık oralarda kayboluyordu. Ormanın derinliklerine bir kilometre doğru yürürseniz insan varlığına dair işaretlerin çoğu yok oluyordu.
Ormanın yanına yaklaşmak cesaret isterken bu iki maceraperest genç, birkaç beğeni ve yorum için kendi canlarını riske atıyorlardı. Ne kadar saçma bir olay, değil mi? Bu kadar şey sadece insanlar tarafından biraz ilgi görmek için ama bazen insan kendini buna muhtaç görüyordur.Belki de bu ünlü olma mentalitesi, sosyal medyadaki insanların davranışlarından dolayı herkesin içine işlemiş, sadece minik bir etkileşimle ortaya çıkacak bir hissiyattır.
Bu mentalitedeki iki genç ormanın derinliklerine doğru iyice gitmişlerdi. Aralarındaki en küçük olan genç ürkmeye başlamıştı.Hemen Mert’e döndü. Mert bu durumdan mutluymuş gibi kameraya bakıyordu.Bunu gören Ali korktuğunu belli etmemesi gerektiğini düşündü. Birkaç saattir yürüyorlardı.Hava kararmaya başlamıştı. Ali artık korkudan tir tir titriyordu.Mert’i hemen bu konu hakkında uyardı ama Mert’in geri dönme isteği yoktu. Ali “Ben artık dayanamıyorum.” diyerek Mertle yolunu ayırmıştı.Mert bu duruma aldırış etmemişti. Ali geldikleri yönün tam tersi yönüne doğru yürüyordu.Kaybolmamak için bir sürü iz bırakmışlardı. Ali bu izleri takip ederken çoğu izle oynanıldığını fark etmişti. Demekki ormanda yalnız değildiler.Ali korkarak hemen izlerle ormandan çıkmıştı.
Çıktıktan sonra arkadaşı Mert için telaşlanmaya başlamıştı.Kendi çıkana kadar durumun ciddiyetinin farkında değildi.Hemen Mertle açtığı canlı yayına baktı bir de ne görsün. Mert’in kafası yaralı bir şekilde yerde ağlarken çıkardığı yardım çığlıkları ormanın içinde duyulmuyordu bile Ali telefondan duyuyordu sadece. Ali olayı kavramak için hemen yorumlara baktı bir de ne okusun.Ali gittikten sonra Mert iyice ilerlemişti ama sonra bir ses duyup saldırıya uğrayacağını sanıp hemen geriye doğru kaçmaya çalışmıştı. Bu ormanın bu kötü lanetini mi suçlarsınız yoksa Mert’in talihsizliğini mi suçlarsınız bilemem ama Mert kaçarken ayağı taşa takılıp yere düşmüştü ve kafası yarılmıştı. Ali bu durumu görünce napacağını bilemedi her şey üstüne yıkılmıştı ama aklına 911 i arayabileceği gelmişti.Bu fikirle Mert’i kurtarabilme umudu yeniden yeşeriyordu.Tam o numarayı arıcakken Ali’nin telefonunun bataryası bitmişti. Ali’nin kalan son umudu da yerle bir olmuştu. Hemen şehire geri dönmeye uğraştı. Mert’i kurtarmaya geri gidemezdi.
Ali şehire geri döndüğü zaman tüm haberlerin Mert’in trajik olayıyla dolduğunu gördü. Arama ekipleri canlı yayın sayesinde Mert’in olduğu yeri bulmuştu. Ama geldiklerinde her şey için çok geçti.Ali o günden sonra her şeyden umudunu kesmişti ve hayatına odaklanmaya karar vermişti ama içindeki bu trajik olay hiçbir zaman etkisini yitirmeyecekti.
