Arayış

Delikli uykusundan uyanalı çok olmuştu, tenine tokat atarmışcasına hızlı vuran soğuk rüzgarın etkisini vücudunu saran kat kat giysiler bile önleyemiyordu. Herkes evlerinde mışıl mışıl uyurken, daha güneşin yeni doğduğu bu zamanda bir başına sokaklarda dolanmayı alışkanlık haline getirmişti. Çoğu kişinin aksine, öğlen saatlerinde kalkıp sıcacık yatağında içini ısıtan bir çay yudumlama düşüncesi ona anlamsız geliyor, onu korkutuyordu. Kalkar kalkmaz kendini sokaklara atmaya başlamıştı çünkü diğerleri gibi kaybedecek zamanı yoktu. Adımları hızlandı, nereye gittiğini bilmese de içindeki bir ses ona geç kaldığını fısıldıyor onu bilmediği yerlere doğru hareket etmeye itiyordu. Ona yabancı gelen bomboş sokakların her köşesini varacak bir yer umuduyla hızlıca inceliyordu ancak zaman ondan hızlı hareket ediyordu. Soğuğun etkisiyle güçlenen bu geç kalma hissinin aklında kapladığı yer gittikçe genişliyordu. Dizlerinin durması için verdiği acı uyarılara aldırmadan koşmaya devam etti. Ne kadar görmezden gelmeye çalışsa da vücudu ona uyarılar vermeye devam ediyor soğuktan tir tir titriyordu.Yemyeşil bahçeleri, nefes kesici manzaraları geride bıraktı. Geride kalma hissi gözlerinin önüne çekilmiş etrafını siyah beyaz görmesini sağlayan bir filtreydi adeta. Bu filtre güzellikleri görmesinin önüne geçiyor, renksizlik onu daha da perişan ediyordu. Rüzgar acımasızca bedenine yumruklar savurmaya devam ediyor fakat o duramıyordu. Bütün hayatı boyunca koşmuştu ve duramıyordu çünkü durunca olacakları bilmemek onun yüreğini ağzına getiriyordu.Tüm gücü tükendiğinde adeta sonsuzluğa uzanan bir tarlanın ortasında buldu kendini, dizleri ağırlığını kaldırmaya devam edememişti ve bu tarlanın ortasında yere yığılmasını sağlamıştı. Gökyüzünün maviliği onu “Evine hoşgeldin.” dermişcesine  karşıladı, uzun çimler bedenini hiç bırakmak istemezmiş gibi sarıp sarmaladı.Gözünün önündeki filtre kalkmış kafasındaki fısıltı durmuştu. Umudu yeniden yeşeriyordu. Yeşeren umudu etrafındaki renkleri daha canlı görmesini sağlıyor, sadece bir anlığına bile olsa ona yorgunluğunu unutturuyordu.Belki de olması gereken yeri bulmuştu ve zamanı tükenmemişti. Kafasındaki negatif düşünceler yavaşça yerlerini pozitif düşüncelere bıraktı. Güneş sabit kaldığı yerde onu ısıtıyordu. Bedeni artık rüzgarın soğuk etkisini eskisi gibi hissetmiyordu. Vücudunu yavaşça dikeltti ve çimlerin arasında oturup sıcaklayan bedenini rahatlatmak amacıyla paltosunu çıkarttı, zamanla yarışmak yerine sabırla zamanın onunla hareket etmesine izin verdi. Zamanla yarışa girmenin anlamsız olduğunu anlamasının bu kadar uzun sürdüğüne inanamıyordu.Kendi kendine güldü, yavaşça  onu saran yorgunluktan artık korkmuyordu ve koca hayatında ilk defa yorgunluğun onu yenmesine izin vererek derin bir uykuya daldı.

(Visited 4 times, 1 visits today)