ATAM İLE BİR GÜN

Bir sabah uyandığımda, karşımda Atatürk’ü gördüm. Gözlerime inanamadım, şaşkınlıktan ne yapacağımı bilemedim. Hemen yanına koştum ve büyük bir saygıyla elini öptüm. O da bana sıcak bir gülümsemeyle baktı ve “Seni çok güzel bir yere götüreceğim.” dedi.

Birlikte yürümeye başladık. Kısa bir süre sonra yemyeşil ağaçların arasında, kuş seslerinin eşlik ettiği harika bir alanda, rengârenk örtülerle donatılmış muhteşem bir kahvaltı sofrasına ulaştık. Masanın etrafı çiçeklerle çevriliydi. Kahvaltı ederken benimle sohbet etti. Adımı, yaşımı, kaçıncı sınıfa gittiğimi sordu. Meğer bana kırtasiye malzemeleri almak istiyormuş! Bunu duyunca içimi tarifsiz bir sevinç kapladı.

Kahvaltıdan sonra, Atatürk beni bir çiftliğe götürdü. Orada beni bir ata bindirdi. Atın üstünde rüzgârı hissetmek, Atatürk’ün gülümseyerek beni izlemesi… Hayatımın en özel anlarından biriydi. Sonra, “Bugün senin günün.” diyerek beni akşam yemeğine davet etti.

Akşam olduğunda, beni evine götürdü. Kendi elleriyle hazırlattığı yemeği birlikte yedik. Yemeğin sonunda, bana bir hediye verdi: bir adet mermi. Bu mermi, onun bağımsızlık mücadelesini ve halkı için verdiği savaşı simgeliyordu. Ona çok iyi bakmamı, her zaman barıştan ve bilgiden yana olmamı öğütledi.

Yemekten sonra müzesini gezdirdi. Hayatına, mücadelesine ve ilkelerine dair pek çok şeyi bizzat ondan dinlemek büyüleyiciydi. Günün sonunda, beni özel aracıyla evime bıraktı. Üstelik sadece bırakmakla kalmadı, ailemle de tanıştı. Evimize geldi, birlikte çay içtik, sohbet ettik.

O gece mutluluktan gözlerime uyku girmedi. Onu uğurladıktan sonra yatağıma geçtim ama hemen uyuyamadım. Yaşadığım bu muhteşem günü unutmamak için, başucumdaki deftere tüm detayları yazdım.

Hayatımın en unutulmaz günüydü. Gerçek miydi, rüya mıydı bilmiyorum ama kalbimdeki yeri çok gerçekti.

(Visited 5 times, 1 visits today)