
Ali, küçük bir Anadolu kasabasında yaşayan, sessiz sakin bir delikanlıydı. Hayatı boyunca kimseye zararı dokunmamış, ailesine düşkün, dürüst bir insandı. Lise biter bitmez kasabanın marangozunda çırak olarak çalışmaya başlamış, kısa sürede işin inceliklerini öğrenmişti. Genç yaşına rağmen elinden çıkan işler övgüyle anılırdı.
Bir gün kasabaya büyük bir mobilya firması yatırım yapacağını açıkladı. Şirketin yetkilileri, kalifiye marangozlar arıyordu. Ali’nin ustası yaşlandığı için bu fırsatı değerlendirmek istemedi ama Ali için bu büyük bir adımdı. Başvurusunu yaptı ve birkaç gün içinde olumlu yanıt aldı. Yeni işi, daha büyük kazanç ve deneyim demekti. Ali heyecanla başladı.
İlk birkaç ay her şey yolunda gitti. Ali, patronların gözüne girmişti. Ancak zamanla patronu Halit Bey’in bazı garip hareketlerini fark etti. Siparişlerdeki malzeme eksiklikleri, sahte faturalar, çalışanlara ödenmeyen primler… Ali önce bunları görmezden gelmeye çalıştı. Ama dürüstlüğü buna izin vermedi. Durumu yöneticilere bildirdi.
Bu ihbarın ardından Ali’nin iş ortamı bir anda değişti. Önce ona “daha az iş” verilmeye başlandı. Ardından en basit hatalarda bile azar işitti. Sonunda Halit Bey, Ali’yi “disiplin sorunları” nedeniyle işten çıkardı. Ali, doğruları söylediği için cezalandırıldığını anlamıştı. Hem işinden olmuştu hem de kasabada dedikodular çıkmıştı. “Ali, büyük firmada barınamadı,” dediler. Oysa o sadece doğru olanı yapmıştı.
Aylar geçti. Ali tekrar eski ustasının yanına döndü. Ama içi kırgındı. Artık yeni bir iş teklifi gelse, iki kez düşünmeden karar veremiyordu. Hele biri ona “bizde dürüstlük önemli” dese, hemen şüpheyle yaklaşıyordu. Eskisi gibi güvenemiyordu kimseye. Hatta bir gün bir müşteri yeni bir projede birlikte çalışmak istediğinde, Ali haftalarca düşündü. En sonunda teklifi kabul etti ama sözleşmeye her türlü detayı yazdırmadan işe başlamadı.
Eskiden olsa hiç böyle düşünmeden yardım ederdi. Ama şimdi her adımını ölçüp biçerek atıyordu. Çünkü bir kez sütten ağzı yanmıştı. Şimdi yoğurdu üfleyerek yiyordu.
Bu öykü, yaşanan bir olumsuzluk sonrası insanların temkinli hale gelmesini anlatan “Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer.” atasözünü açıkça yansıtmaktadır. Ali’nin başına gelenler, bir kez yanmanın insanda nasıl kalıcı izler bıraktığını ve bundan sonra alınan önlemleri açıklamaktadır.
