Uyandım ve her zamanki gibi bir pazar günüydü. Annem beni kalkar kalkmaz ekmek almaya gönderdi, ben de öfleye pöfleye ayakkabılarımı giydim ve pijamalarımı değiştirmeye bile zahmet etmeden evden çıktım. Oturduğumuz semtte NATO’nun toplantı merkezi vardı, yani sokakta önemli bilim insanları görmek bizim için gayet normaldi. İbo Market’in girişinde Aziz Sancar abiyi gördüm. Çok telaşlı görünüyordu ve telefonda konuşurken hızlı olmamız lazım, her an yağabilir dediğini duydum. Geçen gün asit yağmurlarıyla ilgili bir haber okumuştum fakat durumun bu kadar ciddi olduğunu bilmiyordum. Ekmeği alıp koşarak eve gittim.
Hemen babama duyduklarımı anlattım. Babam Aziz Sancar amcayla çok yakındı, hemen onu aradı ve detayları öğrendi. Evet, gerçekten de bir asit yağmuru buraya doğru geliyormuş fakat bu seferki sandığından da şiddetli olacakmış. Hatta öyle ki, yağan yağmur yemyeşil olacakmış ve değdiği her şeyi delip geçecekmiş. Aziz Sancar amca bizi sığınağına çağırdı ve hepimiz için beş eşya alma sınırı verdi. Ben hakkımı okuma kitabım, tabletim, kulaklıklarım ve iki kedimden yana kullanmıştım. Kardeşimse yanına üç tane oyuncak, iki paket de favori cipsinden aldı. Annemle babam da sıkıcı hayati gereksinimlerden aldı. Hemen Aziz Sancar amcanın arabasına bindik ve yola koyulduk. Yolun ortasındayken gökyüzünden mavi yerine yeşil yağmaya başladı ama Aziz Sancar amca arabanın bu aside dayanıklı olarak modifiye edildiğini ve güvende olduğumuzu söyledi. Hepimizin içi gerçekten çok rahatladı. Üsse geldik ve hemen içeri girdik. İçerisi çok güzeldi, hatta hepimizin kendine özel odası bile vardı. Aziz Sancar amcaya çok teşekkür ettik ve akşam yemeğine oturduk.
Aziz Sancar amca en az bir hafta burda durmamız gerektiğini söyledi çünkü asit yağmuru bitse bile dışarıdaki havanın tamamen asitten temizlenmiş olması gerekiyormuş ki zarar görmeyelim. Yağmurda bir çok bitki zarar gördü ve bir sürü insan hayatını kaybetti. Şehir merkezi bir kaos içindeydi ve hayatta kalmayı başarmış insanlar telaşla yiyecek stoğu yapmak için marketleri talan ediyordu. Ayrıca daha tehlike geçmeden dışarı çıktıklarından dolayı mutasyona uğramaları ve bir virüsün yayılması da olasıydı. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı ve bunu kabullenmek dışında yapabiliceğimiz hiçbir şey yoktu. Hayatımızın kalanında yeterince zorlanacaktık zaten, biz de en azından bu bir hafta hiçbir şeyi dert etmeden normal hayatımıza devam edip Aziz Sancar amcayla birlikte kafa dinlemeye karar verdik.
