Günümüzde birçok genç, farkında olarak ya da olmadan çeşitli bağımlılık sorunlarıyla yüzleşmektedir. Bağımlılıklar, çoğu zaman bireyin gerçek hayatın baskılarından, sorumluluklarından ve duygusal zorluklarından uzaklaşma isteğinin bir sonucu olarak oluşur. Bu bağımlılıklar her zaman zararlı maddelere veya dışarıdan kolayca fark edilebilen davranışlara bağlı olmak zorunda değildir. Hatta çoğu zaman tam tersi şekilde, “iyi” ya da “başarılı” gibi görünen alışkanlıkların arkasına saklanırlar. Bağımlılıkları tehlikeli kılan şey de tam olarak budur: gizli olmaları ve zamanla normalleşmeleri.
Örneğin bir genç çalışmaya bağımlı olabilir. Derslerine sürekli odaklanması, yüksek başarı hedeflemesi ve sosyal hayatını geri plana atması çevresi tarafından olumlu bir durum gibi algılanabilir. Ancak bu durum uzun vadede kişinin kendisini yalnızlaştırmasına, duygusal olarak tükenmesine ve sosyal bağlarının zayıflamasına yol açabilir. Benzer şekilde, bir ilişkiye duyulan aşırı bağlılık da sağlıksız bir bağımlılığa dönüşebilir. Bu tür bir bağımlılıkta kişi kendi sınırlarını kaybedebilir ve zamanla her iki taraf da duygusal olarak zarar görebilir.
Bu tür bağımlılıklarla başa çıkmanın en önemli adımı, onların ortaya çıkmasını mümkün olduğunca erken fark etmek ve engellemeye çalışmaktır. Birinin kendisini gereğinden fazla çalışmaya verdiğini ya da sosyal çevresinden uzaklaştığını gördüğümüzde, onunla konuşmak ve farklı alternatifler sunmak oldukça önemlidir. Okuduğum bir kitapta bağımlılıkların tamamen yok edilemeyeceği, ancak şekil değiştirebileceği anlatılıyordu. Bu nedenle amaç, bağımlılıkları bastırmak değil; onları daha sağlıklı alışkanlıklara dönüştürmek olmalıdır. Böylece gençler hem kendilerini gerçekleştirebilir hem de dengeli bir yaşam sürdürebilir.
