Başarının Önündeki Engel

 Yeni şeyler denemek, sisli bir yolda yürümek gibidir; belirsizliklerle dolu, merak uyandırıcı ve çoğunlukla ürkütücü. Günümüzde birçok insan, başarılı olmak istese de yeniliklerin getireceği değişimlerden korktuğu için “konfor alanında” kalmayı tercih eder. Özellikle gençler, tecrübeli veya bilgi sahibi oldukları konuların dışına çıkmayı tercih etmez, bu da başarı oranlarını ciddi anlamda düşürür. Peki, başarılı olmanın tek yolu risk alıp gerçek dünyanın zorluklarına göğüs germek midir? 

 Konfor alanı, bireyleri belirsizlikten kurtaran bir alandır. İnsanların günlük rutinlerini ve alışkanlıklarını kapsadığından dolayı kişiye genellikle bir rahatlık hissi verir. Başarı ise sınırların dışına çıkarak, zorluklarla mücadele ederek ve pes etmeyerek elde edilir. Bize kısa süreliğine huzur veren konfor alanı, bir süre sonra potansiyelimizi ortaya çıkarmamıza engel olabilir. Mesela kendini geliştirme fırsatı yakalayan bir genç, genellikle rutinini bozmaktan kaçındığından dolayı bu tarz fırsatları da kaçırabilir. Verdiği bir karar tüm kariyerini hatta tüm hayatını etkileyebilir ve kendi benliğini keşfetmesine engel olabilir. Veya sınıfta söz almaktan çekinen bir öğrenci, kendini ifade edemediğinden gelişim gösteremez. Cesaret edip konuştuğunda ise hem öz güveni artar hem de kendini geliştirme fırsatı bulabilir. Kısacası, konfor alanından çıkmak aslında bize hayat boyu ihtiyaç duyabileceğimiz beceriler katar ve bu sayede başarıyı daha çabuk elde edebiliriz. Bizi kısıtlayan psikolojik engelleri aşmayı başardığımızda öz güvenimiz de artar ve böylece, bizi tutsak eden görünmez bir hapishaneden, konfor alanımızdan, yavaş yavaş çıkmaya başlarız. 

   Ayrıca başarılı insanlara göz attığımızda birçoğunun zorluklarla karşılaştığını ama hiçbirinin pes etmediğini görebiliriz. Vaktinde toplumdan dışlanmış veya farklı olduğu için hor görülmüş bireylere, konfor alanından dışarıya adım atmayanlardan daha çok saygı duyarız çünkü sonuçları ne olursa olsun risk alan ve zorluklara rağmen pes etmeden mücadele eden insanlar, tarihe geçmeyi gerçekten hak etmiş demektir. Örneğin Einstein, toplumun beklentilerini çocukken karşılayamamış olmasına rağmen kendini geliştirmek için fazlasıyla çabaladı ve günümüzdeki en ünlü bilim insanlarından biri haline geldi. Pek çok bilim insanının başarılı olma sebebi, alışılmışın dışına çıkmaları ve alışkanlıklarından gerektiğinde vazgeçebilmeleridir. Bizler ise sahip olduğumuz imkanları yeterli bulduğumuzdan ve fazlasını elde edebileceğimize inanmadığımızdan dolayı geride durmayı tercih ederiz. Ön yargılarımız, konfor alanımızla iş birliği yaparak bize asla o insanlar gibi olamayacağımızı düşündürür ve bu yüzden kendimizi geliştirme ve değiştirme ihtiyacı hissetmeyiz, hissetsek bile bunu yapacak cesareti kendimizde bulamamaya başlarız. Bu düşünceye sahip oldukça da konfor alanımızı daha fazla benimsemiş oluruz ve başarıya ulaşmamız gittikçe zorlaşır.  

  Sonuç olarak kendi sınırlarımızı aşamamak ve yeni şeyler denemekten kaçınmak, bizleri birçok konuda geride bırakabilir. Konfor alanımız her ne kadar bize anlık bir rahatlık verse de kendimizi geliştirmemize ve saklı kalmış becerilerimizi keşfetmemize engel olabilir. Gençlerin yeni şeyler denemesi hem öz güvenlerini artırır, hem de daha olgun bireyler haline gelmelerini sağlar. Başarı risk almayı, cesur olmayı ve bilinmezliklerle mücadele etmeyi gerektirir. Günümüzde bile tanınan ve anılmaya devam edilen kişiler, konfor alanından çıkabilmiş ve belirsizliklerle savaşabilmiş kişilerdir. Yani konfor alanlarından çıkmak, insanlara birçok fayda sağlayabilir.

(Visited 3 times, 1 visits today)