Eğer bir festival düzenleme imkânım olsaydı, bu festivalin teması “Sokak Kültürü ve Rap Müzik” üzerine olurdu. Çünkü rap; sadece bir müzik türü değil, aynı zamanda bir ifade biçimi, bir duruş ve bir yaşam tarzıdır. Festivalin ismini de “BeatFest” koyardım. Bu festival, gençlerin enerjisini, sokak kültürünün özgün ruhunu ve sahnenin ritmini tek bir yerde buluştururdu.
Festival alanı, açık havada büyük bir parkta kurulurdu. Sahnenin arkasında dev ekranlar, grafiti sanatçıları tarafından boyanmış duvarlar, rengarenk ışıklar ve geceyi aydınlatan lazer gösterileri olurdu. Havanın her yanında insan sesleri, ritimler, beat’ler yankılanırdı. Katılımcılar; oversized tişörtler, bucket şapkalar, zincir aksesuarlar ve sneaker’larla festival ruhunu giyerdi. Festival alanına adım atan herkes kendini adeta dev bir sahnenin parçası gibi hissederdi.
Bu festivalde en büyük amaç; rap kültürünü sadece dinlemek değil, yaşamak olurdu. Girişte insanları freestyle battle alanı karşılardı. Burada amatör ya da profesyonel herkes sahneye çıkıp kendi sözlerini özgürce söyleyebilirdi. Yan tarafta DJ kabini olurdu ve ünlü DJ’ler gün boyu beat’lerle alanı ateşlerdi. Sahnede ise Türkiye’nin en sevilen rapçileri yer alırdı: BEGE, Motive, Çakal, Uzi ve daha niceleri… Özellikle BEGE ve Motive’in sahne aldığı an, kalabalık bir anda coşar, telefon ışıkları gökyüzüne yükselirdi.
Festivalde sadece konser değil; atölyeler ve sokak etkinlikleri de olurdu. Break dansçılarının yarıştığı bir pist, grafiti duvarı, beat yapım workshopları ve müzik prodüksiyon eğitimleri düzenlenirdi. Böylece sadece izlemekle kalmayıp, katılımcılar da kültürün bir parçası hâline gelirdi.
Güneş batmaya başladığında festivalin enerjisi daha da yükselirdi. Dev sahnede ışıklar yanar, dumanlar yükselir, kitle hep bir ağızdan şarkılara eşlik ederdi. BEGE’nin sahneye çıktığı an herkes telefon kameralarını açar, motive edici sözlerle dolu şarkılar koro hâlinde söylenirdi. Motive’nin flow’uyla birleşen o ritimler, kalabalığı adeta tek bir ses hâline getirirdi.
Bu festival, insanların günlük hayatın stresinden uzaklaşıp özgürce kendilerini ifade ettikleri, sokak kültürünün birleştirici gücünü hissettikleri bir yer olurdu. Sadece bir müzik festivali değil; bir ruh, bir enerji, bir bağ olurdu. “BeatFest” sonunda herkesin aklında şu cümle kalırdı:
“Burada sadece müzik dinlemedik… birlikte yaşadık………..
