BEKLEMEYEN MİSAFİR

  Pazartesi sabahıydı,  işe gitmek istemiyordum. İşimi seviyor olabilirdim ama hiçbir şey evde kalıp bir aksiyon filmi izlemek kadar eğlenceli değildi. Asıl aksiyonun başıma geleceğinden ise haberim yoktu. Zaten yeterince geç kalıyordum ve otobüsü kaçırmak gibi bir niyetim yoktu, bu yüzden yataktan fırlayıp hazırlanmaya başladım. Üstümü giyip makyajımı yaptıktan sonra sıra saçıma gelmişti. Aynanın karşısına geçtiğim anda, bu saçla uğraşırsam kesinlikle geç kalacağımı anladım. Bu yüzden saçımı topuz yapmaya karar verdim. Zaten bugün yoğun bir mesaim vardı, ekstra çalışmam gerekiyordu. Saçımın beni engellememesi için topuz en mantıklı ve en hızlı seçimdi.

   Her ne kadar kıyafetime özen göstermiş olsam da donmak istemiyorsam üzerime bir kaban almam gerekiyordu ve kıyafetime uygun bir kaban bulmak düşündüğümden daha zordu. Merdivenlerden koşarak indim, ayağımdaki topuklular yüzünden bileğim burkuldu ama otobüs gitmek üzere olduğu için bunu hiç önemsemeden koşmaya devam ettim. Otobüse yetişmiştim ama bileğim bu durumdan pek memnun değildi.

  Otobüste boş bir koltuk bulup oturdum. Her gün bu otobüsle gidip gelirdim ama bugün bir tuhaflık sezmiştim. İçimde bir yabancılık hissi vardı. Yorgunluktandır diye düşünerek önemsememeye karar verdim. Zaten üstesinden gelmem gereken uzun bir gün vardı. İşe vardığımda beni sekreterim karşıladı. Yüzünde her zamanki gibi insanın içini ısıtan bir gülümseme vardı. Birazdan toplantım olacağı için, ondan yakındaki kafeden iki Türk kahvesi söylemesini istedim. Gülümseyerek hemen siparişi verdi.

  Ofisime geçtim. Toplantıya yaklaşık yarım saat vardı, bu süreyi biraz iş yaparak değerlendirdim. Toplantı başlamak üzereyken sekreterim kahveleri getirdi. Teşekkür edip toplantının başlamasını bekledim, çok geçmeden toplantı başladı. Toplantı bittiğinde ağzım kulaklarıma varmıştı çünkü her şey harika geçmişti ve bu gerçekten çok önemli bir toplantıydı. Tüm ekibi tebrik ettikten sonra saate baktım, çıkma saatime az kalmıştı. Kalan son işlerimi de bitirip çıkmaya hazırlandım.

  İşten çıktığımda derin bir nefes aldım. Soğuk hava ciğerlerime doluyordu. Bu uzun günün ardından eve gitmek için sabırsızlanıyordum ve yine otobüs durağının yolunu tuttum. Durağa vardığımda içimi garip bir his kapladı; sabahkine çok benziyordu ama yapabileceğim bir şey yoktu. Evimin yolundan geçen tek otobüs buydu ve tek başıma taksiye binmek istemiyordum. Bu yüzden otobüse bindim ve sakin olmaya çalıştım. Başarabilmiş miydim bilmiyorum, muhtemelen otobüsteki herkes deli olduğumu düşünüyordu.

  Yarım saat sonra otobüs durağımda durdu ve indim. Otobüsten indiğimde hava beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi. O sırada tanıdık bir yüz gördüm ama kim olduğunu çıkaramadım. Çok geçmeden onun abim olduğunu anladım ve koşup ona sarıldım. Abim bir polisti ve genellikle benim yaşadığım mahalleye pek gelmezdi. Sonradan öğrendim ki mahalledeki birçok kişi benzer garip hisler yaşadıklarını söyleyerek şikâyette bulunmuş, abim de benim iyi olup olmadığımı kontrol etmeye gelmişti.

  Abimle birlikte eve girdik. Ona gün boyunca yaşadıklarımı ve hissettiğim tüm duyguları anlattım, beni hiç bölmeden dinledi. O akşam abim benim evimde kaldı çünkü saat geç olmuştu ve mahallenin güvenli olup olmadığından emin olmak istiyordu. O gece korkmadan uyudum. Sabah kalktığımda abim evde yoktu. Daha sonra haberlerden  gece yarısı mahallemizde bir hırsız yakalayıp karakola götürdüğünü öğrendim. Üzerimden büyük bir yük kalkmış gibi hissettim.

  Ertesi gün tekrar otobüse bindim ama bu kez içimde hiçbir huzursuzluk yoktu ve bir daha da hiç olmadı.

(Visited 4 times, 1 visits today)