Ben, Charlie’nin ilk anısıyım.
Charlie’nin hayatında yalnızca bir anı değilim; onun dünyaya gözlerini açtığı ilk anda yanında olan nesneyim. O günden bugüne yaklaşık 90 bin anısı birikti. Ama sizce ben hangisiyim? Elbette Charlie’nin emziğiyim.
Charlie artık ortaokula gidiyor. Hayatındaki anıların çoğu artık tek bir nesnede toplanıyor: telefonu. Yaklaşık 80 bin anısıonun içinde. Bense yıllardır bir depoda, bir kutunun içindeyim. Ama kararlıyım… Charlie’yi yeniden kazanacağıma inanıyorum.
Yıllar geçti. Hatta asırlar geçmiş gibi hissettim. Bir gün depoya bir yetişkin geldi. Yüzüne bakınca anladım… Bu Charlie’ydi. Beni tanıdı. Sessizce eline aldı ve bir kutuya koydu. Uzun bir yolculuk başladı.
Saatler sonra kutudan çıktığımda buranın bir depo olmadığını fark ettim. Bilmediğim bir yerdi. İnsanlar bana dokunuyor, etrafım eşyalarla doluydu. Günler sonra yeniden bir kutudaydım. Bu kez traktörle, sonra uçakla başka bir yere götürüldüm.
Gittiğim yerde insanlar fakir ve mutsuzdu. Diğer anılarla birlikte, bebeği olan yaralı bir aileye verildim. Artık Charlie ile değil, o ailenin bebeğiyleydim. Günler sonra savaş alanından çıkıp bir çadıra yerleştik.
Bir hemşireye sordum:
– Beni buraya kim getirdi?
Bir anı cevap verdi:
– Sahibin… Seni ihtiyacı olan birine verdi.
O an anladım. Charlie beni kaybetmemişti. Beni bir anıya dönüştürmüştü.
Yıllar sonra o bebekte büyümüştü. Acaba o da beni Charlie gibi terk edecek mi diye düşündüm. Ama öyle olmadı. O beni hep korudu ve herkese “O bir emzik değil, kahraman!” dedi. Beni bu şekilde sevmesi beni çok mutlu ediyordu.
