Ben Kimim ?

Gece şehir sessizliğe gömülmüş,güneş dünyaya adeta sırtını dönmüştü.Sokakları sadece sokak lambalarının solgun ışıkları süslüyordu.Uyku günlerdir bana resmen haram olmuştu.Zihnimde dönüp dolaşan bu düşünceler bana dünyayı adeta hapise çeviriyordu.Kafamın içindekilerden kaçmak isterken sesler beni gerçekle yüzleşmeye davet ediyordu.Mental ve bedensel olarak çok yorgundum,dün geceden hatırladığım tek şey yorgun bir beden ve karmaşık bir zihinle yatağa uzanıp gözlerimin yavaş yavaş kapatmamdı.Ama sabah olduğunda,gözlerimi açtığımda gördüklerime inanamadım.Gördüğüm şeyler gerçek miydi?

Oda tanıdık ama bir o kadarda yabancıydı.Duvarda gördüğüm gölgeler dün geceden kalmış bir kabusun vücut bulmuş hali gibiydi.Peki, bir tehlikenin içinde miydim?Yataktan kalktıktan sonra yavaşça doğruldum ve gözüm her zamanki gibi düzensiz ve dağınık olan masama çarptı.Üzerinde açık bir defter vardı, defterin sayfaları pencereden gelen rüzgarla titriyordu ama dikkatimi çeken şey bu değildi,kitabın yanında dikkatimi çeken parlak bir nesne…Bir an için nefesim kesildi ve tüylerim ürperdi.Rüyada mıydım yoksa gördüğüm bu korkunç manzara gerçek miydi? Titreyen ellerimin üzerinde duran bu nesne duvardaki gölgelerin eseri miydi?Dün gece rüyamda gölgelerle konuştuğumu hatırlıyordum ama bu sadece bir rüya olamazdı.

Yavaşça masanın yanına yaklaşırken kalp ritimlerim giderek artıyordu.Parmaklarım izlerimin üzerinde olduğu bu nesneyi elime aldığımdaki soğukluğu kemiklerime kadar hissedebiliyordum.Kendimden saklamaya çalıştığım karanlık yanım, her geçen gün daha da görünür hale geliyordu.Adaleti sağlamaya çalışan bir suçlu gibi,ben de içimdeki karanlığı adaletle süslemeye çalışıyordum.Fakat artık sınır çizgisi silinmişti.Ne yaptığımın farkında bile değildim.Sadece adaleti mi sağlıyordum, yoksa kendi karanlığımı mı besliyordum?Ne zaman bu işe ilk başladığımdaki kodları hayatımdan sildim?Bu oda, bu sabah gördüklerim, hepsi cevaplardan daha fazla soru barındırıyordu.

Ürkmüştüm ve stresliydim.Gözlerimi aynaya çevirdiğimde kıpkırmızı bir surat ve titreyen bir beden görmüştüm.Kendime baktım,bu gördüğüm ben miydim?İçimdeki ses bu soruyu çoktan cevaplamıştı bile ”Evet, o sensin”

O sabah gözlerimi açtığımda gördüklerime inanamadım çünkü onlar sadece bir sabahın görüntüsü değildi.Onlar,içimdeki kaosun dışa vurumu,gizli kalmış yüzümün aynadaki yansımasıydı ve kendimi şeffaf olarak gördüğüm nadir anlardandı.Hayat bazen bize ayna tutar,bizden kaçtığımızı sandığımız şeyleri yüzümüze vurur.O an,bende kendi gerçeğimle yüzleşiyordum.Belki de artık maskeleri parçalamanın,kendimle dürüst olmanın zamanı gelmişti.Peki ben buna hazır mıydım?

Evet,karanlık bir yanım vardı.Ama onu aydınlığa çıkarmakta aynı zamanda benim elimdeydi.Çünkü artık şunu biliyorum:Gözlerimizi her açtığımızda gördüğümüz şeylere inanmak zor olsa da, gerçeklerle yüzleşmediğimiz sürece özgür olamayız.Ve ben özgürlüğü, en karanlık sabahıma borçluyum.

 

(Visited 3 times, 1 visits today)