BEN Mİ KARANLIĞIM YOKSA ANILARIM MI

  Otobüsten indiğimde hava karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi ve bir an için eskiden yaşadığım evin içine girmeyi düşündüm. Şehrin bu kısmına en son aylar, hatta belki de yıllar önce gelmiştim. Buraya son gelişimde etraf sanki daha canlıydı, şimdi ise her yer çok sessiz ve karanlıktı. Ayak seslerim sokakta yankılanıyordu. Sırtımdaki ağır çantayı sıkıca tuttum ve sakinleşmek için derin bir nefes aldım. Gökyüzü yıldızlarla doluydu. Sokaktaki lamba titrek ve soluk bir ışık yayıyordu. Rüzgâr, yoldaki yaprakları dökülmüş ağaçları sallarken çocukluğuma ait eski anılar zihnimde canlandı. Bu sokakta koşuşturduğum günleri, arkadaşlarımla sabahtan akşama kadar oynadığımız oyunları, annemin saat geç olunca pencereden beni çağırışını hatırladım. Şimdi ise o pencere yoktu; beni çağıran kimse yoktu. Sadece sessizlik ve kırık bir cam vardı.

  Yavaş ve sakin adımlarla yürümeye başladım. Her adımda hem kaygılıydım hem de içimde tarif edemediğim bir heyecan vardı. Etrafımdaki evler sanki beni izliyor, geri dönüp dönmeyeceğimi merak ediyorlardı. Evin köşesi göründüğünde kalbimin hızla çarpmaya başladığını fark ettim. Uzun zamandır kalbimin böyle bir heyecanla dolduğunu hissetmemiştim. Kapının önünde durup anahtarı cebimden çıkardım. Anahtar elimde sanki bir örs gibiydi, eve girmemem için beni zorluyordu. Kapıyı açmalı mıydım, bilmiyordum. Kısa bir süre tereddüt ettikten sonra sonunda kapıyı açtım. İçeriden buz gibi bir rüzgâr esti. Toz kokusu, eski ahşaplar ve derin, uzun bir sessizlik… Hepsi eski hayatımın bir özeti gibiydi.

  Işığı yaktım ve etrafa dikkatlice baktım. Duvarlardaki çatlaklar değişmemişti, hâlâ aynıydılar. O an kalbimdeki gereksiz heyecan yavaşça geçti ve şunu anladım: Beni rahatsız eden karanlık değildi, yüzleşmekten korktuğum eski anılarımdı. Artık onlarla barışmaya hazırdım.

(Visited 3 times, 1 visits today)