Screenshot

BEN VE ZAMAN

  Otobüsten indiğimde hava, beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi ve bunun üzerine kendimi sorgulamaya başladım. Sanki geçmişte yaşadığım, korktuğum bazı anılar gözümün önünde canlanıyordu.

  Günlerden çarşambaydı, tıpkı bugün olduğu gibi o gün de hava zifiri karanlıktı. Annemin elini tutmuş, ağır adımlarla bu karanlık sokakta ilerliyorduk. Az ileride, üzerinde siyah renkli bir hoodie olan bir adam belirdi. Kapüşonu yüzünden yüzü net bir şekilde görünmüyordu, sanki kimliğini gizlemeye çalışıyordu. Annem, o tarafa bakmamam için beni uyardı çünkü bir şeylerin ters gittiğini sezmişti. Adam, ağır adımlarla bizi takip etmeye başladı. Annem adımlarımızı hızlandırarak oradan uzaklaşmak için bir çözüm arıyordu. Kısa süre sonra fark ettik ki biz hızlandıkça o da adımlarını sıklaştırıyordu. Kalbimizin sesi korkudan neredeyse dışarıdan duyulacak gibiydi. Anneme baktığımda, yüzündeki korku ve endişeyi net bir şekilde görebiliyordum. Kol çantasını sıkıca kavramış, elimi ise o kadar güçlü tutuyordu ki canımın acıdığını hissettim.

  Adam koşar adımlarla yanımıza yaklaşıp annemin çantasını sertçe çekmeye başladı. Annem, benim güvenliğim için çantası adına fazla direnmedi. Adam çantayı alıp kaçtı. Annem, bana bir şey olmadığı için mutluydu ama çantasını kaybettiği için bir o kadar üzgündü. Ben ise korkudan anneme sarılıp ağlamaya başladım. İşte bu karanlık sokak, içimdeki o bastırılmış ve beni hâlâ huzursuz eden anıyı yeniden gün yüzüne çıkarmıştı.

  Yıllar sonra anladım ki anılar hiçbir zaman yok olmaz. Hayatımızın bir parçası olarak bilinçaltımızda varlıklarını sürdürür; bazen bizi geçmişe götürerek anılarımızı, bazen de travmalarımızı yeniden canlandıran gizli bir tılsım gibidirler.

(Visited 5 times, 1 visits today)